|
Diyalog herşeyi kabullenmek değildir |
|
Murat BARDAKÇI, Sabah, 25 Ocak 2007 "Her ölüm, ölenin kıyametidir" derler. Hele, kişinin dünya hayatı bir başkası tarafından cebren noktalandıysa, geride kalanların hüznü ve ıstırabı daha da ağır olur. Böylesine ağır bir hüznü, Hrant Dink'in katledilmesinin ardından hepimiz hissettik. Toprağı bol olsun, dinince dinlensin. Bu cinayetin ne kadar meş'um olduğunu söylememe gerek yok. Katledilen kendi vatandaşınız bir meslekdaşınız ise, ve daha da önemlisi yazdıkları ve söyledikleri yüzünden can vermişse ve bu cinayet memleketinizin itibarını ayaklar altına alacak mahiyetteyse tetiği çeken ele sadece lânet edersiniz. Hrant Dink can verdiği andan itibaren Türkiye bunu yaptı, kurbanına sahip çıkarken katile lânet okudu ve bu toprağın bizden farksız sahibi olan evlâdını, kendisinden beklenen bir zarafetle sonsuzluğa uğurladı. Ama, ya ifrat, ya tefrit şeklindeki milli âdetimiz bu hadisede de üstün geldi ve ifrata kaçtık. Fatih Altaylı, dün kurbanın milliyetini öne çıkartmamızdan ve onun bir insan olduğundan bahis bile etmememizden yakınıyordu, haklıydı. "Hepimiz Ermeniyiz" yahut "Hepimiz Hrantız" tarzındaki ifadelerle etrafımıza ırkçılığın daniskasını empoze ettiğimizi ve bunun "Ben de filâncayım" şeklinde karşılık getireceğini nedense düşünmedik. |
|
Devamı...
|