header
Türkçe Konusulan Bölgeler

Türkçe Konusulan Bölgeler

Türkçe Konusulan Bölgeler



blue
Irak'taki kaosun analizi
Özbekistan’da “Yeşil” Devrim Sancıları
Diğer makaleler


green bullet
Mustafa K. Atatürk M. E. Resulzade
Ebülfez Elçibey

Menu:

  • Ana Sayfa
  • Dernek Hakkında
  • Kuzey Azerbaycan
  • Güney Azerbaycan
  • Karabağ
  • Kültür
  • Türk Dünyası
  • Dergi
  • Ermeni Sorunu
  • Dernek'ten Haberler
  • Bağlantılar
Mustafa Kemal Atatürk

Mehmet Emin Rezulzade

Ebülfez Elçibey







right blue

Türk Dünyası

Kırgızistan’da Sivil Darbe ve Çin: “Stratejik Çevreleme”

Dr. Erkin Ekrem, 29 Mart 2005

Kırgızistan'da meydana gelen sivil darbe karşısında bölgede en etkili iki ülke olan Çin ve Rusya, 11 Eylül olayında olduğu gibi ABD ve Batı güçlere karşı zayıf kalmıştır. Şanghay İşbirliği Örgütü ve Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü gibi bölgesel güvenlik teşkilatları da bu olaylarda işlevini yerine getirememiştir. Kırgızistan'da cereyan eden olayların çözümü konusunda pasif kalan Çin ve Rusya,  ABD ve AGİT kadar etkili olamamıştır. Özellikle Çin, olaylara karşı sedece “bekle, gör” politikasıyla yetinmiştir. Bir ölçüde çaresiz kalan Pekin hükümeti, ABD'nin adım adım Çin'e yönelik stratejik kuşatma ayak seslerini hissetmeye başlamıştır.

Çin'in Tutumu ve Çinli Uzmanların Yorumu

Kırgızistan'da meydana gelen sivil darbe hakkında Pekin hükümeti daha çok “bekle, gör” politikasını tercih etmiştir. Çin hükümeti, 20 Mart'ta patlak veren Kırgızistan'daki sivil darbe hareketi hakkındaki ancak 23 Mart'ta bir basın tıplantısı ile açıklama yapmıştır. Çin Dışişleri Bakanı Liu Jianchao, Kırgızistan'ın Çin'in dostane komşusu olduğunu belirterek, olayı yakından takip ettiklerini ve Kırgızistan'daki parlamento seçimlerinin sonucuna dikkat ettiklerini dile getirmiştir. Kırgızistan'ın toplumsal istikrarını ve ekonomik kalkınmasının sağlanmasını arzu ettiğini ve bu arzu sadece Kırgız halkının temel çıkarına uymakla kalmıyor, aynı zamanda Orta Asya'nın barış, istikrar ve kalkınmasına da yararlı olacaktır diye belirtmiştir. Kırgızistan yönetimi muhaliflerin eline geçtikten sonra, 25 Mart'ta Liu Jianchao yeni gelişmelere yönelik Kırgızistan'da durumunun biran önce istikrarın sağlanması ve toplumsal düzenin normaleşmesini umduğunu dile getirerek, Çin-Kırgızistan iyi komşuluk ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini yürekten arzu ettiğini beyan etmiştir.

Çin'in Pekin'de bulunan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Genel Sekreterliği başkanı Zhang Guangde 25 Mart 2005'te, Kırgızistan'da meydana gelen karışık duruma derinden ilgi gösterdiğini, olayın Anayasa dışı gelişmesinden kaçınması gerektiğini ve toplumsal güven, ülke barışı ve toplumsal uyumunu sağlaması önem arz ettiğini belirterek, bu sadece Kırgızistan halkının çıkarına uyumu ile kalmıyor, aynı zamanda Kırgızistan'ın istikarı ve güvenli olmasını isteyen ilgili ülkelerin çıkarına uymaktadır diye konuşmuştur.

Çinli uzmanlar genel olarak Kırgızistan olayının arkasında ABD'nin eli olduğu iddiasındadırlar. ABD'nin amacı Rusya ile Çin'i bölgeden çıkartmaktır. ABD'nin desteğiyle Orta Asya'nın demokratikleşme süreci Kırgızistan'da gerçekleşmiştir. İlerde bu politikalar bütün bölgeye yaymayı hedeflenmektedir. Çünkü böylece Rusya'nın güneye inmesini ve Çin'in Orta Asya enerji yolunu kesme niyetindedir.

Kırgızistan'da sivil darbe başladığında Çinli yorumcular bu hareketin başarısız olacağını öngörmüşleri. Çin-Rusya ve Doğu Avrupa-Orta Asya Enstitüsü'nün daimi vekili Yü Shan bunun sebebini 1. Kırgızistan'da demokratikleşmenin toprağı yoktur; 2. Muhalefet liderlerin halkı kendi etrafına toplama kapasitesi yoktur; 3. Kırgız hükümetinin tetbir alma mekanizması güçleniyor; 4. Komşu ülkelerin riske karşı tavırları konu üzerinde toplanmıştır. Araştırmacıya göre, Çin, Kırgızistan'ın komşusu olarak istikrarsız duruma karşı Kırgız hükümetine imkan olduğu kadar destek verecektir. Komşu ülkeler de birlikte ABD ve Batı ülkelerin Orta Asya'daki “devrim” planının körüklemesine karşı çıkmalıdır.

Çinli uzman Qiu Ning, Kırgızistan'daki kargaşanın adalet ve demokrasi meselesinden kaynaklanmadığını, asıl sebebin mevcut Kırgız hâkimiyetinin ABD ve müttefiki Batı ülkelerinin çıkarına uymamasıdır diye yorumlamaktadır. Yazara göre, Orta Asya, Asya'nın kalbidir, bir çok Asya ülkesinin jeopolitik çıkarı ile bağlantılıdır. Bölgenin jeostratejik ve enerji zenginlikleri bir çok güçlerin çıkar mücadelesine sahne olmaktadır. Yazara göre, Kırgızistan'da meydana gelen olaylar Batı'nin bölgedeki çıkar çatışmasından kaynaklanmaktadır ve  1. Rusya-ABD'nin Orta Asya'daki mücadelesi; 2. AB'nin Orta Asya ile ilgilenmesi; 3. Japonya'nın bölgedeki etkileri olarak tespit etmektedir. Çin, Çağdaş Uluslararası İlişkileri Araştırmaları Enstitüsü Avrasya Araştırmaları Masası Başkan Yardımcısı Xu Tao ise bu olayın sebebini Rusya'nın teredütlü tutumu, Kırgızistan yönetiminin ittifaksızlığı ve Akayev'in mücadele etme fırsatını kaybetmesi olarak değerlendirmektedir.

Çinli uzman Wan Chengcai'ye göre, Kırgızistan'da meydana gelen olayın altı nedeni bulunmaktadır: 1. Kırgız muhaliflerin teşkilatlı ve Akayev yönetimi ortadan kaldırma amacının belirgin olmasıdır. 2. Kırgızistan'daki seçim sonrası iktidardakiler savinç içinde olup muhaliflere karşı tedbirler geç ve zayıf kalmıştır. 3. İktidar tarafı içten ittifaksızlıklar vardır. 4. Akayev'in 15 yıllık iktidar dönemi boyunca toplumda karşıt güçleri arttırmıştır. 5. ABD ve Batılı güçlerin muhaliflere desteği önemlidir. 6. Olay cereyan ederken Akayev iş başında olmamasıdır.  Bunun yanında Akayev, ABD-Rusya denge ilişkisini ayarlayamamıştır ve Rusya yanlısı politikası sebebiyle Batıdan gerekli desteği alamamıştır. Wang Chengcai'ye göre, ABD Orta Asya'da ABD tarzı demokarasi sistemini tesis etmeye çalışmaktadır. ABD'nin bu çabaları global stratejisinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. ABD'nin amacı kendisi liderliğindeki dünya düzenini oluşturmaktır. Uzman Wang'a göre, Çin'in komşusu olarak Kırgızistan kendisi Çin'e karşı güvenlik tehdidi oluşturamaz, Ancak, ABD'nin Kırgızistan'daki askerî üssünde kuvvetlerini arttırması ve uzun mesafeli keşif uçakları konuşlandırma ile Çin'in güvenliğe olumsuz etki yaratabilir.

Uzman Wang, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün bölgedeki etkisinin de Kırgızistan hükümetinin örgütün temel politikasına uyup uymamasına bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Şanghay İşbirliği Örgütü, “radikalcilik, aşırı dincilik ve etnik bölücülük ile terörizim” gibi üç güce karşı ve bunun yanında üye ülkeleri arasındaki ekonomik-ticaret ilişkilerini arttırması için kurulmuş olduğunu belirten Wang, Kırgızistan'da meydana gelen olay Kırgızistan'ın iç sorunudur, örgütün üye ülkesi olarak Çin Kırgızistan'ın istikarının sağlanmasını arzu etmekte olduğunu ifade etmektedir. Kırgızistan hükümeti bu üç güce karşıdır, dolayısıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne destek vereceğini ileri sürmektedir. Çin askerî uzmanı Jin Yinan'ye göre, Şanghay İşbirliği örgütü terörizme karşı mücadele eden bir bölgesel teşkilatı olarak Kırgızistan'ın içişlerine karışamazdı, ilerde örgütün işlevi ekonomik işbirliği alanına dönüştüğü takdirde de yine bu şekilde devam edecektir. Prof. Jin'e göre, örgütün bölgesel istikrarını sağlama fonksiyonu bölge üşlkelerin çıkarıyla uyumludur, bu bağlamda örgütün işlevi daha da genişleyecektir, bir çok eksiklikleri olmasına rağmen örgüt hayatını devam edecektir. Bazı Çinli uzmanlara göre, Kırgızistan, BDT'nin Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ile Şanghay İşbirliği Örgütü'nün üyesidir, ABD'nin bu ülkeyi yanına çekmesiyle bu iki bölgesel örgütün içinden parçalaması ve zayıflatması amacı yatmaktadır. Bu şekilde Rusya'ya karşı stratejik kuşatmasını daha da sağlamlaştırmaktadır.

Çin'in Orta Asya'da güvenlik ve ekonomik çıkarları vardır. 11 Eylül sonrası siyasî çıkarı da ön plana gelmiştir. Orta Asya bölgenin istikrarlı olması hem Doğu Türkistan ayrılıkçı güçleri engeleyebilmektedir, hem de Çin'in ekonomik kalkınmasında en önemli stratejik ham madde olan enerji güvenliğin sağlayabilmektedir. Orta Asya ülkeleriyle sağlanan ikili ve çok taraflı işbirliği ilişkileri aynı zamanda Rusya'nın bölgedeki etkisini dengeleyebileceği gibi ABD'nin bölgedeki güçlerini kırabilmektedir. 11 Eylül sonrası ABD güçleri Orta Asya'da yerleşmesiyle Afganistan ve Pakistan dahil bütün Orta Asya'da 13 askerî üssü tesis etmiştir. ABD'nin Kırgızistan'daki askerî üssü Doğu Türkistan'a ancak 400 km mesafededir. Çinli uzmanlar ABD'nin Doğu Türkistan'ın komşu devletlerinde askerî kuvvetleri konuşlandırmasını Çin'e yönelik bir stratejik girişim olarak değerlendirmişti. 2005'te Washington, Kırgızistan'da erken uyarı ve hava gözetleme E-3 keşif uçağı konuşlandırmayı planlamıştır. Bu tür AWACS uçaklar yaklaşık 9 bin metre irtifaya çıkabilir ve yerle stratosfer arasında 400 kilometrelik bir alanda gözetleme yapabilmektedir. Uçak düşmanın olası hava saldırısını önlemek ve hava kuvvetlerinin operasyonlarını yönlendirmek için kullanılmaktadır. Uçak aynı anda 100 hedefi takip etme ve 600 hedefi tarama yeteneğine sahiptir. Çinli uzmanlara gore, keşif uçakları havalandığında bütün Doğu Türkistan bölgesindeki hedefleri takip altına alabilmektedir. Çinli uzmanlara göre, ABD'nin Kırgızistan'daki üssünden kalkan uçaklar 10-20 dakika içinde Doğu Türkistan'a girebilmektedir. ABD'nin Kırgızistan'daki askerî girişimler doğrudan Doğu Türkistan'ı tehdit etmekte ve şüphesiz Çin'in sırtına bir hançer saplanmış gibi olacaktır.

Kırgızistan'da meydana gelen sivil darbe ise bu kuşattılmışlığın üzerine yine stratejik belirsizliği arttırmıştır. Bütün bu gelişmeler ve Pekin'in olaya karşı siyasî beyanları Çin'in bölgedeki etkisinin zayıflaşmaya başladığını  göstermektedir.

Orta Asya'nın Dengeleri Değişmiştir

11 Eylül sonrası ABD ve NATO güçlerin Orta Asya'ya girmesiyle bölgede mevcut olan Rusya-Çin stratejik ortaklık işbirliği ilişkileri çerçevede oluşan denge bozulmuştur. Orta Asya ülkeleri de Çin-Rusya-ABD üç gücün arasında oluşan dengeden yaratan güvenlik ortamında kendi ekonomik kalkınma ve ikdirarı sürdürmeye düşünülmüşlerdir. Ancak ABD'nin Orta Asya'yı bırakıp Irak'a yönlenmesiyle bölge ülkeleri yine Çin ve Rusya'nın tekrar etkinliğini kabul ederek bu dengenin yeniden oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Nitekim Moskova'nın inisyatifinde olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (Collective Security Treaty Organization) ve Çin'in inisyatifinde olan Şanghay İşbirliği Örgütü (Shanghai Cooperation Organization) bölgedeki etkisini sağlayabilmek için kurumsallaşma sürecini hızlandırmıştır. Adı geçen iki örgütün amaç ve işlevi birbiriyle örtüşmekte ve adeta birbiryle yarışır haldedir. Şanghay İşbirliği Örgütü'nün toplantısının hemen arkasında Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü de kendi toplantısını yapmaktaydı. Orta Asyalı bazı uzmanlar ABD'nin bölgeye nispeten uzak bir güç olduğu için fazla bir etkisi olmayacağını, aksine bölgedeki yakın güçler olan Rusya ve Çin ile daha yakın ilişkilerini oluşturarak ABD'ni bölgeden çıkartmasını önermektedirler. Bazıları ise Orta Asya ülkelerinin geleneksel güvenlik politikasını savunmaktadır, yani Rusya-Çin-ABD aralarında oluşturulmuş denge ortamında ülkenin ekonomik kalkınmasına hız vermektir. Ancak, Kırgızistan'daki sivil darbe bütün bu stratejik düşünceleri tekrar gözden geçirmesine sevketmiştir.

11 Eylül sonrası ABD ve NATO güçleri Kırgızistan'da askerî üssü tesis ettikten sonra Rusya da aynı şekilde Kırgızistan'da yeni askerî üssü konuşlandırmıştır. Çin de Kırgızistan ile askerî işbirliği ilişkilerini arttırmıştır. ABD ve Rusya'nın Kırgızistan'da askerî üsleri tesis etmesiyle Çin'e psikolojik etki yaratmış ve Doğu Türkistan üzerindeki endişesini attırmıştır. Uzmanlara göre Çin'in de Kırgızistan'da bir askerî üs konuşlandırma isteğine şaşmamalıdır.

Bu bağlamda, Kırgızistan, Rusya ve Çin'in, Washington ve Brüksel'in Orta Asya'da sürdüren yeni oyununu bozma konusunda önemli jeostratejik rolü vardır. Bişkek, Moskova-Pekin eksenine iştirak etmesinin nedeni Washington'un Orta Asya'daki etkisinin ilerlemesini kesmek ve Batı'nın bölgedeki transformasyonu engelemektir. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev 2004'ten itibaren bölgede bulunan Rusya, Çin ve ABD güçleri arasında daha çok Rusya tercihli politika izlemeye başlamıştı. Akayev'in ifadesiyle “Rusya, şu anda ve gelecekte Kırgızistan'ın stratejik dost lideri ve partneridir”. Akayev bunu dile getirdiğinde aynı zamanda Washington'a mesaj vermiştir: ABD, Kırgızistan ile ilişkilerini geliştirirken Kırgızistan-Rusya stratejik ilişkilerini de dikkate alması ve bunu kabul etmesi gerekmektedir. Rusya'nın isteği açıktır, Bişkek yönetimi Kırgızistan'da bulunan ABD veya NATO güçlerine son vermesidir. Bunun önemli bir örneği ise 15 Şubat 2005'te Kırgızistan Dışişleri Bakanı, Cengiz Aitmatov'un, Washington'un Kırgızistan'da AWACS sistemini konuşlandırma talebini ret etmesi idi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Ivanov da AWACS uçakları Afganistan'daki teröristlerle ilişkileri yoktur diye ifade etmiştir. Kırgızistan seçimi Moskova tarafından olumlu olarak kabul etmiştir. Ancak, ABD'nin Kırgızistan'dan erken uyarı E-3 keşif uçağın  konuşlandırmasına karşı çıkmasını ve Rusya'nın 2005'te Kırgızistan'daki Kant üssünün kuvvetlerini bir kat daha arttıracağı kabul etmesini şart olarak koymuştur. ABD ve Rusya'nın Kırgızistan'daki askerî üsleri arasındaki mesafe ancak 25 kmdir ve karşılıklı olarak birbirini takip edebilmektedir. ABD'nin kendi üssünde erken uyarı ve hava gözetleme E-3 AWACS uçağını konuşlandırmasıyla birlikte ABD kuvvetleri Orta Asya dahil Rusya'nın bir kısmı ve Doğu Türkistan bölgesini takip altına alabilecektir. Bunun stratejik anlamı fevkalade önemlidir.

Pekin hükümeti de öteden beri Kırgızistan ile özel bir ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. Çin, Kırgızistan'a yönelik ekonomik yardım ve Kırgızistan güvenlik güçlerine teçhizat konusunda destek vermiştir. Çin, ilk defa sınır dışı askerî tatbikatı Kırgızistan'da gerçekleşmiştir. Çin'in Kırgızistan'da çok da fazla ekonomik çıkarı olmamasına rağmen Kırgızistan'a yapılan yardım ve desteklerin çoğu hibe şeklinde idi. Pekin'in Kırgızistan'daki temel çıkarı ise güvenliktir, yani Doğu Türkistan'daki ayrılıkçılara karşı Bişkek'in desteğine ihtiyacı vardır. Bu nedenle Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Terörle Mücadele Merkezi Kırgızistan'da tesis edilmiştir, finansı da Çin tarafı sağlanmaktadır. Ancak, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün iki direği olan Rusya ve Çin, 11 Eylül olayına kadar ne Afganistan'ın istikrarını sağlayabildi ne de Orta Asya'da güvenliğini temin edebildi. 11 Eylül sonrası ABD ve NATO güçleri bölgeye girmesiyle belli ülçüde bölge güvenliğini ancak sağlayabilmiştir. Şanghay İşbirliği Örgütü üye ülkesi olan Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan örgüt ile istişare etmeden ABD'nin Orta Asya'ya girmesine açık destek vermiştir. Son yıllarda Orta Asya ülkkeleri ABD'dan uzaklaşma politikasını izlemeye başlamasına rağmen Kırgızistan'da olduğu gibi Çin'e değil daha çok Rusya'ya yakın olma politikasını sürdürmüştür. En son Kırgızistan'da meydana gelen olaylara karşı Rusya dahil Pekin hükümeti de hiç bir girişimde bulunamamıştır. Nitekim Şanghay İşbirliği Örgütü ile Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü bölge güvenliğinin sağlaması konusunda işlevleri vardır. Özellikle Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün (CSTO) anlaşma maddelerinde üye ülkelerin güvenliğini sağlama yükümlülüğü vardır. Bütün bu gelişmeler Çin'in bölgedeki etkisinin henüz zayıf olduğunu göstermektedir.

Demokratikleşme Dalgıları Çin'i Kuşatmaktadır

Soğuk Savaş sona ermesiyle dünyada üçüncü demokratikleşme dalgası zirveye doğru ilerlemiştir. 1991'de Samuel Huntington dünyada gerçekleşmiş demokratikleşmenin üç aşamasını incelemiş (The Third Wave: Democratization in the Late Twentieth Century) ve birinci demokratikleşme dalgası 1826-1926 yıları arasında gerçekleşmiştir. Bu dönemde ABD dahil 30'ya yakın ülkeler demokrasileşme sürecine katılmıştır. İkinci dalgısı 1943-1962 yılları arasında olup 20'den fazla ülke demokrasi yolunu tarcih etmiştir. Üçüncü dalgı ise 1974 yılında Portekiz'de meydana gelen devrimden itibaren dünyada yeni bir demokratikleşme hareketini başlatmıştır. Huntington'a göre, üçüncü demokratikleşme dalgısının bazı nedenleri vardır. 1. Müstebit hükûmetler idare esaslerını kaybetmiştir; 2. Ekonomik kalkınmalar; 3. Dinî etkileri; 4. Uluslararası siyasal konjonktürün değişmesi; 5. Demokrasileşmenin “kar topu” etkileşmeleri. Üçüncü demokratikleşme dalgısının en önemli sebebi dıştan değil, iç etkenlerden kaynaklanmaktadır. Bazı ülkelerin demokrasileşememesi ise o ülkelerin siyasal kültürüne bağlamaktadır. Yani Konfüçyüs sistemi ile İslâm doktrini demokrasileşmeye karşı bir ideolojidir. 1992'de Japonya aslı ve ABD'li araştırmacı Francis Fukuyama (The End of History and the Last Man) da benzer görüşleri ileri sürmüştür. Dünya demokrasileşmeye doğru yol almaktadır. Yakın bir zamanda İsrail'li bakanı olan Natan Sharansky de zorbalık ve terörü yenmenin önemli gücün demokrasi olduğu dair bir kitap (The Case for Democracy: The Power of Freedom to Overcome Tyranny and Terror) çıkarmıştır. ABD Başkanı George Bush'un dikkatle okuduğu ve yakınlarına tavsiye ettiği bu kitapta, özgür dünyanın güvenliğini sağlayabilmesi için her türlü metotla demokrasiye destek verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Kitaba göre, Ortadoğu ve İslâm dünyasına demokrasiyi ihraç ettiğinde ancak o bölgelerindeki terörizmin toprağını kurutulabilir, dünya güvenliği de sağlanabilir. ABD Başkanı Bush'un 20 Ocak 2005'teki ikinci dönem başkanlık yemin töreninde ve 2 Şubat 2005'teki Birliğin Durumu konuşmasında en çok demokrasileşme ve özgürlük üzerinde durmuş ve bu ideali dünyanın her yerine yaymasının kararlı olduğunun altını çizmiştir. Washington ulusal çıkarının biri olan demokrasileşmeyi (diğer ikisi güvenlik ve sebest ticaret) malum ülke ve bölgelere yaymaya başlamıştır.

Uluslararası demokrasi sistemini benimsemiş ülkeler giderek artmaktadır. Dünyada 1/3 ülkelerin siyasî sistemi domokrasi değildir. Bunların arasında en büyük devlet ise Çin'dir. Kırgızistan'da meydana gelen sivil darbeler Çin'i demokrasi güçleriyle kuşatmış eylemin ilk adımları olabilir. Nitekim ABD kuvvetleri Çin'i hem Pasifik'te hem de Orta Asya'da Doğu-Batı yönden kuşatılmış durumdadır. Washington'un Pekin'e yönelik politikası Çin'in de demokrasileşmedir. Askerî kuşatma belki sadece Çin'in demokrasileşmesi için bir itici araçtır.

Kaynak: TSRKSAM.org

Dixer Makaleler

  • Prof. Dr. Osman Metin Ozturk - Irak'taki kaosun analizi
  • Sinan Öğan - Özbekistan’da “Yeşil” Devrim Sancıları
  • Arif Keskin - Güney Azerbaycan Milli Hareketinde Sivil Toplum Dönemi
  • Tamina Kibar - Kırgızistan: “Lale-limon” Devriminin Hayalleri ve Yaşanan Kaosun Gerçekleri
  • Dr. Erkin Ekrem - Kırgızistan’da Sivil Darbe ve Çin: “Stratejik Çevreleme”
  • İsmail Cengiz - Irak’ın Kuzeyi: Kürtler, Türkmenler ve Türkiye’nin Güvenliği
  • Tuğrul Başeğmez - Ahıska Davasına Kim Sahip Çıkacak?
  • Safter Nagayev - Dilde, Fikirde, İşte Birlik (Gaspıralı ve Türkistan )
  • Hacı Yakub Yusufî Anat - Doğu Türkistan'da İşkence
  • - Bulgaristan'da yaşayan Türklerin dramı
  • Erhan Türbedar - Türkiye ve Balkanlar
Azerbaycan Kültür Derneği, Ankara, 2006