"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Güney Azerbaycan

Küçük Asena'nın Türk Diline Vurgusu

Güney Azerbaycan'da Neler Oluyor?

1 Ağustos 2010 tarihinde Tebriz’de 2000 kadar Tebrizli bir gösteri düzenleyerek Azerbaycan Türkçesinde eğitim hakkı istemiştir. Gösteride “ Öz dilinde medrese, olmalıdır her kese” şeklinde slogan atılmış ve İran’daki Güney Azerbaycan Türkleri’ne karşı uygulanan ayırımcılık  etkili bir şekilde kınanmıştır.

Göstericilere saldıran sivil giyimli Besiç adlı görevliler 12 kişiyi tutuklamıştır.
27 Ağustos’ta Tebriz’de, Türk futbol antrenörü Mustafa Denizli’nin çalıştırdığı Tahran’ın Persepolis takımı ile Tebriz’in Traktör takımı arasında oynanan futbol maçında Persepolis’in Tahran’dan gelen taraftarlarının Tebriz takımı ve Azerilere hakaret eden sloganlar atması üzerine iki  takımın seyircileri arasında kavga çıkmış ve stadyumda 200.000 dolarlık hasar meydana gelmiştir.
Yaklaşık 35.000 seyircinin izlediği maçı Persepolis 1-0 kazanmıştır.
Ne derseniz deyin, İran’da yaşayan milyonlarca Güney Azerbaycanlı Türk’ün ana dilinde eğitim hakkı yoktur. Ne gariptir ki, bu eşitsizlik Güney Azerbaycan Türklerinin çoğunun umurunda değildir. Tebriz gibi milyonluk bir şehirde Ana Dilde Öğretim Hakkı isteyen gösteriye ancak 2000 kişinin katılması, gösteriyi bastıran Besiç Milislerin çoğunluğunun Türk olması da bunu kanıtlamaktadır.
Prag’dan yayın yapan Özgürlük Radyosu’nun Farsça bölümü programcılarından Abbas Cevadi geçtiğimiz iki ay içinde bu konuda çoğunlukla Tahran’da, Tebriz’de, Hoy’da ve Erdebil’de 80’den fazla Güney Azerbaycanlı Türk ile görüşmüştür. Konuştuğu insanlar Kapalı Çarşı esnafı, hemşire, devlet memuru, ev kadını, bilgisayar satıcısı, avukat, öğrenci, doktor ve işçi gibi çok geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Bu deneklerden sadece beş tanesi İran bünyesinde bulunan Güney Azerbaycan’daki okullarda Azerbaycan Türkçesi’nin öğretilmesine ilgi duymaktadır. Çoğunluğun ise Türkçe eğitim umurunda bile değildir, hatta ana dilde eğitimi öncelikli bir sorun olarak görmemektedirler.
 Bazıları bu fikri ilke olarak benimsemekle beraber, bunun sosyal gerilimleri artıracağını söylemişlerdir. Bazıları ise Azerbaycan Türkçesi’nin haftada iki saat falan seçimlik ders olarak okutulabileceğini önermekle birlikte bir çok öğrenci velisinin çocuklarını Farsçaları gelişmeyeceği korkusuyla bu derslere sokmayacağından kuşkulandıklarını söylemişlerdir. Çok küçük bir grup ise tamamen ana dilde eğitime  karşı çıkmıştır.
İranlı Azeriler söz konusu olduğu zaman yani Ana Dili Azerbaycan Türkçesi olan halktan söz ettiğimiz zaman, bunların sayısı tartışılmaktadır. Zira İran nüfus sayımlarında Ana Dil ve Köken bilgilerine yer verilmediği için ülkede kesinlikle ne kadar Azeri nüfus yaşadığını söylemek mümkün değildir. Ülkede Azeri nüfusun yaşadığı dört eyaletin, yani  Doğu ve Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan’ın toplam nüfusu resmen 10 milyon kadardır.
 Birkaç milyon Azeri de Gilan ve Horasan Eyaleti ile Tahran’da ve diğer şehirlerde yaşamaktadır. Bu durumda Batılılar Azeri nüfusun İran genelinde 15 milyon olduğunu iddia etmektedir. Oysa bu sayı  Batılı kaynakların tahmininden çok daha fazladır. Tahran’da karşınıza çıkan her dört kişiden bir tanesi Türktür. .Tahran’a 25 km. mesafede, Tahran’ın Banliyösü Kereç ‘te büyük bir Türk nüfus yaşamaktadır.
Bu rakamlara Meşhed Eyaletindeki Türkmen nüfus dahil değildir.
İran’da Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim veren Okul ise bulunmamaktadır.
Bununla birlikte 15 milyon olduğu iddia edilen bu insanlar evlerinde ve kendi toplumlarında, yaşadıkları  dört eyalette, çarşıda, pazarda, otobüste, bankada, postanede, devlet dairelerinde, Azerbaycan Türkçesi konuşmakta iken,konuşma dilinde ise, cümle yapısı, telaffuz ve kelimelerin işletilişi açısından çok güçlü bir Farsça etkisi görülmektedir.
 Bu özellikle nüfusun iyi eğitim almış üst tabakası arasında konuşulan dil açısından daha da geçerlidir. İran’da konuşulan Türkçe’ye “ Türki “ denilirken ve konuşma karmaşık, teknik ve çağdaş konulara kaydıkça Farsça’nın etkisi daha baskın bir şekilde hissedilmemektedir.
Güney Azerbaycanlı Türklerin ülkenin gelişmesinde, siyasetinde, ekonomik ve kültürel yaşamında Farsça konuşan yurttaşlarla başa baş etkin rol oynamışlardır ve oynamaktadırlar. Arada his edilen tek fark dil konusudur.
Yazışma dili ise hemen hemen sadece Farsça yapılmaktadır.  Mahkemelerde, Orduda kullanılan dil Farsça’dır.
Batı Azerbaycan makamları ile Türk sınır yetkilileri arasındaki görüşmeler Farsça yapılmakta, tutanaklar Türkçe ve Farsça tutulmakta, toplantılar bitip yemeğe geçildiğinde veya özel sohbetlerde, şehir gezilerinde,  Azerbaycan Türkçesinde konuşulmaktadır.
Sadece çok küçük bir azınlık, etnik bir bilinçle veya siyasi izinle Azerbaycan Türkçesi’nde yazma ve yayın çıkarma eğilimindedir.

Dr. Cevat Heyet varlığı:
Arap harfleri ile Azerbaycan Türkçesi’nde Dr. Cevat Heyet tarafından yıllardan beri yayınlanan edebiyat dergisi Varlık veya Tebriz ve Urumiye gibi şehirlerde çıkan ve ikide birde çeşitli bahanelerle rejim tarafından kapatılan Yaprak vs. gibi haftalık  Azerice gazeteler, ya kuzey Azerbaycan lehçesinin  veya “İstanbuli” denilen Anadolu Türkçesi’nin etkisi altındadır. Güney Azerbaycanlıların her Türk insanı gibi konuşan bir toplum olması, okumaya karşı pek ilgi duymaması,  yazılı dilde belirli bir ölçü (standart) olmaması sonucunda Azerbaycan Türkçesinin yazılı dil olarak kullanılması, sayıları az olan bu dergilerin Türk asıllı bu halkın çoğunluğu tarafından anlaşılamamasına ve bu dilde yayınlanan gazete , dergi ve kitaplara karşı  yeterli ilgi gösterilmemesine neden olmaktadır.

Bu durumun ortaya çıkmasının en büyük nedeni son 90 yılda İran’da Azerbaycan Türkçesi’nin okullarda öğretilmemesidir.

1945-46 yıllarındaki Pişaveri Hükümetince açılan okullar hariç, Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim veren okul yoktur. Bu durum 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra da değişmemiştir. İran’ın mevcut anayasası  “ Ülkenin resmi ve eğitim dili Farsçadır. Diğer etnik grupların dilleri de kullanılabilir” dese de anayasanın bu maddesi hiç bir zaman tam olarak uygulanmamıştır.
Buna ek olarak Türkiye, burnunun dibindeki bu bölgeye uzun yıllar  radyo veya Televizyon yayını yapmaktan çekinmiştir. Son on yılda bölgeye dönük Televizyon yayınları başlatılmışsa da, İran rejimi Çanak Antenleri yasaklamakta, Devrim Muhafızları sokaklarda devriye gezerek Çanak Antenleri sökmekte ve sahiplerine ağır cezalar verilmektedir.
1920 öncesine kadar İran’da merkezi bir hükümet yoktu. Merkezi bir Ordu, kesin sınırlar yoktu. Merkezi Devlet Eğitim Sistemi yoktu. Ve ülkenin resmi dili de yoktu. Medreselerde Arapça-Farsça dini eğitim yapılıyordu. Ancak Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim yasak değildi. İran’da 16. yüzyılda Safevi Sülalesi ile başlayıp 1794 yılında Kaçar Sülalesi ile 1925 yılına kadar devam eden  etnik Türk sülalelerin yüz yıllarca süren yönetimi sırasında Farsça resmi ve edebi dil olarak teşvik edildi. Arapça dini, Azerbaycan Türkçesi ise Şah sarayında ve tüm İran Azerileri arasında özel konuşma dili olarak kaldı.

Milli Kültür
1925 yılında İngilizlerin düzenlediği darbe ile Türk dilli Kaçar sülalesi yerine Fars dilli Pehlevi sülalesi İran’da iktidara gelince, Rıza Şah Pehlevi merkezi ve modern hükümeti kurarak resmi devlet dili olan Farsça’ya dayalı “ Milli Kültür” teşvik edildi. Kamusal alanda ve eğitim alanında tüm diğer diller yasaklanırken, Arapça, dini kesimde fiilen öğretilmeye devam etti.
Modernleşme ile birlikte Güney Azerbaycan Türkleri Tahran’a ve diğer Farsça konuşan Şiraz ve İsfahan gibi şehirlere göç dalgası da arttı. Özellikle Tahran’da nüfusun dörtte biri Azerbaycan Türküdür. Başkent’te Farsça iletişim sosyal aşama yapmakta kilit olduğu için, Güney Azerbaycanlıların Farsça’ya dayalı baskın “ Milli Kültür “ e asimile olmaları hızlandırıcı unsur olmuştur.
Buna ek olarak Farsça’nın, Azerbaycan Türkçesi üzerindeki etkisi de derinleşmeye başlamıştır.
İran Türkleri binlerce yıldan beri üzerinde yaşadıkları İran’da kendilerini asla yabancı hissetmemişler, Fars’la gülmüş , Fars’a ağlamışlardır.

Kendi dillerine  uygulanan ayrımcılığa karşın Güney Azerbaycanlıların kendilerini tamamen İranlı his etmeleri için zorunlu sebepler de vardır.
Birincisi İran’ı yüz yıllar boyu yöneten  Türk sülaleler ülkenin bekasının ve birliğinin sağlanmasına büyük çaba göstermişlerdir. İkincisi Türklerin ülkeden binlerce yıldan beri yaşadıklarından kendilerini asla yeni gelmiş göçmen bir etnik azınlık olarak his etmemişlerdir.
16. yüzyılda Moğol istilasının getirdiği kargaşa ve tahriplerden sonra etnik Türk soylu Safeviler İran’da birliği sağlamaya muvaffak olmuştur.

Şiiliği ülkenin devlet dini yapanlar Güney Azerbaycanlı Türklerdir.
 Bu olgu ülkenin milli kimliğinin oluşmasında Farsça’nın yanında kilit bir rol oynamıştır.
20. yüzyılın başında Azeri Kaçar sülalesine karşı Meşrutiyet Devrimi’nin öncülüğünü yapanlar, Rus ve İngiliz emperyalizmine karşı ayaklanmanın başını çekenler gene Azeriler olmuştur.
Mezhep, etnik Azerilerin,İran’ın diğer halkları ile birleşmesinde anahtar rol oynamıştır. İslamiyet’in Şii inancını benimseyen ve benimseten İran Türkleri kendilerini İran’lı yurttaşlara daha yakın his etmişlerdir. Öte yandan  İslam Cumhuriyeti kurusucu Ayetullah Humeyni’ye muhalefet eden İranlı Türklerin önderliğini yapan Tebrizli Ayetullah Kazım Şeriatmadari, temelde din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması konusunda Humeyni ile çatışmışsa da, bazı gözlemcilere göre, Şeriatmadari’ nin Türkçü görüşleri de vardı ve bunun bedelini yaşamı ile ödedi.

Handikaplı koşul:
Bazı  bilim adamları , 1920’den bu yana , etnik kökeni ne olursa olsun,  İran’ın,  ülkesi ve milleti ile bölünmez  bütünlüğünü, devlet dilini ve kültürünü kabul eden yurttaşların sosyal aşama yapmasına izin veren bir çeşit liyakat sistemi geliştirdiğini ileri sürmektedirler. Bu kısmen doğrudur. İran Millet Meclisi’nde Sünni Müslümanlar ve   rejim tarafından azınlık olarak tanınan bazı gayrı-Müslim cemaatler birkaç kişi tarafından temsil edilmektedir. Bu cemaatler bazı siyasi ve dini ayırımcılığa dayanan kısıtlamalara uydukları müddetçe genelde huzur içinde yaşamalarına izin verilmektedir.
Öte yandan  hiç bir Sünni Kürt veya Hıristiyan Ermeni Bakan olmamıştır.
Şii Azerbaycan Türkleri açısından bu kısıtlamalar geçerli değildir. Dini Lider Tebrizli Ayetullah Ali Hamnei ve  Muhalefet lideri Tebrizli Mir Hüseyin Musevi  etnik bakımdan Türk kökenlidir. Ancak Farsça ana dilleri olmadığından, İran Türkleri eğitime ve sosyal aşama yapma yarışına birkaç adım geriden başlamaktadırlar.
Yine de, Cevadi’nin görüştüğü İran Türkleri bu durumu kanıksamış görünmekte ve dil sorununu büyütmemişlerdir. Ancak İran toplumunda özgürlük ve temel kişisel  hak talepleri  arttıkça bu durum değişebilecektir. Amsterdam Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Urmiyeli bir Türk ve Karısı Fars olan Tureç Atabeki ‘nin bu konuda söyledikleri ilginçtir. Atabeki şöyle demektedir:
“ İran’ın etnik yapısı toprak bütünlüğünün kaderi diğer unsurlardan daha çok, kişisel  veya bir çeşit etnik orana dayalı temelde ayırımcılığı reddeden, bireysel ve toplumsal hakları, ekonomik hakları, siyasi katılımı teminat altına alan, dil konusu da dahil kültürel statünün tanınmasına olanak sağlayan reformların ülkenin siyasi yapısında gerçekleştirilmesine bağlıdır.
 Bunun dışında hiç bir şey, sonsuza dek durağan bir şekilde devam edemez.”
Gösteriye katılanların sayısı az olsa da 1 Ağustos 2010 tarihinde Tebriz’de düzenlenen eylem , katılanlar pek fazla olmasa da, Tureç Atabeki’nin haklı olduğunu kanıtlamaktadır..

 E.Diplomat Orhan Ertugruloglu


22 Mayıs 2006 Tarihinde Güney Azerbaycan

22 MAYIS 2006 TARİHİNDE GÜNEY AZERBAYCAN’DA YAŞANAN ULUSAL AYAKLANMALARIN YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE, TÜRKİYE’DE YAŞAYAN GÜNEY AZERBAYCANLI GENÇLER, AZERBAYCAN- KIRIM İNSAN HAKLARI DERNEĞİ’NİN HİMAYESİNDE YASAL BİR GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ YAPTILAR. YÜZLERCE GENÇ ATTIKLARI SLOGANLARDAN SONRA İRAN SEFARETİNE;

“İRAN’DA YAŞAYAN TÜRKLER’E YAPILAN BASKILARA SON” YAZILI SİYAH ÇELENK BIRAKTILAR.

Protesto yürüyüşünden sonra yapılan basın açıklaması metni:

Değerli Basın Mensupları sevgili Ankaralılar;

Güney Azerbaycan, İran’ın kuzeybatısında Türklerin yaşadığı bir coğrafyadır. İran’da yaklaşık 35 milyondan fazla Türk (Azerbaycan Türküleri, Kaşgaylar, Türkmenler, Haleçler) yaşamaktadır. İran nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan Türkler, en ilkel insanı hakları olan kendi dillerinde eğitim almaktan yoksundurlar. Bunun yanı sıra güney Azerbaycan Türklerinin dilleri ve kültürleri, İran’da resmi kurumlar tarafından hakarete tabi tutulmakta ve aşağılanmaktadır. Asimilasyon politikalarının bir parçası olan İran’daki Güney Azerbaycan Türklerini aşağılamanın en belirgin örneği 2006 Mayıs ayında İran Cumhurbaşkanlığına bağlı olan İran gazetesinde Türkler hamam böceğine benzetilmiştir. Bu aşağılamaya karşı Güney Azerbaycan şehirlerinde geniş çaplı medeni itiraz mitingleri başlatılmıştır. İran hükümeti bu itirazları sert bir şekilde bastırmış onlarca kişiyi öldürmüş, yüzlerce kişiyi yaralamış ve binlercesini de gözaltına almıştır. Hatta kadın ve çocuk demeden gözaltına alınanların bir çoğu işkenceye maruz kalmış ve bazıları uzun süreli hapislere mahkum edilmiştir. İran gazetesi ise bir süre yayımı yasaklanırken daha sonra aynı yönetimi ile yayımlanmıştır.

May 2006 tarihinden itibaren Güney Azerbaycan Türklerine karşı baskılar artmaya başlamıştır. O tarihten bu tarafa yüzlerce Azerbaycan türkü değişik bahanelerle tutuklanmış ve uzun süreli hapislere mahkum edilmişlerdir.

Üniversitelerde faaliyet gösteren Türk dernekleri ve dergiler kapatılmış ve yöneticileri de baskılara maruz kalmıştır.

Güney Azerbaycan bölgesinde ekonomik ve siyasi şartlar bilinçli şekilde ağırlaştırılmakta, ekonomik ayrımcılık politikası yürütülmektedir. Bunun sonucu olarak insanlarımız göçe tahrik ve mecbur edilmektedirler.

İran’da Türkleri aşağılama kültürü hem İran hükümeti tarafından hem de Farslar tarafından benimsenen bir gelenek haline gelmiştir. Son olarak Güney Azerbaycan Türklerinin Futbol takımı olan Traktör ile Kirman (Fars) takimi maçında binlerce Fars “Türk-i Her yani Eşek Türk” sloganı ile milletimizi aşağılamaya devam etmişler..

Biz Türkiye’de Yaşayan Azerbaycan Türkleri Olarak;

1- İran’da Güney Azerbaycan Türklerine karşı yürütülen asimilasyon ve aşağılama politikalarına son verilmesini,

2- Güney Azerbaycan Türklerine karşı baskıların ortadan kalkmasını,

3- Güney Azerbaycan Türklerinin kendi dilleri olan Türkçede eğitim almasını,

4- Güney Azerbaycan Türklerinin sivil toplum faaliyet etmelerine engel olunmamasını,

5- Güney Azerbaycan coğrafi adları ve demografinin değiştirilmemesini,

6- Hapiste olan Güney Azerbaycanlı Türklerinin kayıtsız-şartsız serbest bırakılmasını,

7- İran rejiminin Güney Azerbaycan arazisinden uyuşturucu transiti için istifade etmesine ve Güney Azerbaycan gençleri arasında uyuşturucuyu yaymaya çalışmasına,

8- Üniversitelerde Azerbaycan Türk öğrencilerinin eğitimlerinin engellenmesine,

9- Güney Azerbaycan tarihi yapıtlarının dağıtılmamasına,

10- Güney Azerbaycan’ın doğal kaynaklarının yıpratılmasına, özellikle Urmu gölünün bilinçli şekilde kurutulmasına ve Marağa’da kimyasal atıkların nehre akıtılması sonucu çevrenin yok olmasına son verilmesini talep ediyoruz.

Saygılarımızla kamuoyuna duyurulur.


Tebrizli Milletvekili, Türk Dilinin Savunmasında

Sert reaksiyonlar sonunda Settar Han’ın evinin dağıtılması girişimi durduruldu

İran parlamentosunda Tebriz, Üskü ve Azerşehr’i temsil eden Ekber Elemi, 24 Eylül’de yaptığı konuşmada, sosyal alanlarda Türk sözlerini yasaklayan hükümlerin ülke anayasasına aykırı ve gayri kanuni olduğunu beyan etti. Elemi, bu mesele ile ilgili olarak, İçişleri Bakanı Mustafa PurMuhammedi’nin hesap vermesi gerektiğini açıkladı. Bazı bakanlıklar ve onların İran Azerbaycanı’nın şehirlerindeki temsilcilikleri birkaç hafta önce gönderdikleri hükümlerde dükkan tabelaları, erzak malları, yerli üretim ve reklamlarda Türkçe sözlerin kullanılmasına yasak koymuştu. “Azaldık” radyosu İSNA haber ajansına istinaden verdiği habere göre, Azerbaycanlı vekil, “İslam Cumhuriyeti’nin devlet organlarının bir dili başka bir dilden üstün tutmakla İslam dinine karşı çıktığını” belirtti. Kuran’a atıfta bulunan Azerbaycanlı milletvekili, Allah’ın insanlara muhtelif simalar ve diller bahşettiği ve İslam dininin bu farklara büyük ihtiramla yaklaştığını vurguladı.

İran parlamentosundaki konuşmasında daha sonra İran Anayasası’nın muhtelif maddelerine işaret eden Elemi, Fars dilinin dışında İran’ın muhtelif halklarına ait başka dillerin de serbest ilan edildiğini hatırlatarak “Anayasanın 9. maddesine esasen ülkenin egemenliği veya güvenliği namına hiçbir vatandaşın tabii insan hakları elinden alınamaz” dedi.

Ekber Elemi İran’ın İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi’ye şu soru ile müracaat etti: “Halkın varlığına hürmetsizlik etmekle milli birliğimizi bozan bu gibi tahrik edici ve gayri kanuni hükümler neden verilmektedir? Türk sözlerini sokaklardan silmekle neye nail olmak istiyorsunuz? Siz veya başında bulunduğunuz bakanlık bu hükümleri nasıl onaylar? Eğer bunlar sizin işaretinizle verilmemişse bu hükümlere münasebetinizi bildirin…”

Hatırlatalım ki Ekber Elemi şimdiki İran Parlamentosunda azınlık konumunda bulunan ıslahat (reform) taraftarlarına mensuptur ve Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın siyasetinin aleyhine konuşmaları ile öne çıkmaktadır. O, aynı zamanda Azerbaycanlılar’ın bazı milli ve medeni isteklerini himaye etmektedir. Geçen hafta Ekber Elemi de dahil, Azerbaycanlı milletvekillerinin meşrutiyet devri Azerbaycanlı milli harekatının lideri Settarhan’ın evinin uçurulmasına keskin itirazları sonucunda hükümet binanın devlet tarafından satın alınmasın ve berpasına karar verdi.

Kaynak: Musavat Gazetesi, 26.09.2007, Cavid TURAN

GÜNEY AZERBAYCAN OLAYLARININ YILDÖNÜMÜ

Güney Azerbaycan’da 2006 yılı Mayıs ayında muhtelif Türk şehirlerinde gerçekleşen aparteid karşıtı ayaklanmaların birinci yıldönümünde Ankara’da bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliklere Güney ve Kuzey Azerbaycanlı Türk öğrencilerin yanı sıra, Irak Türkmenlerinden ve Türkmenistanlı öğrencilerden de yoğun katılım oldu. Ankaralılar da etkinliklere büyük ilgi gösterdiler.

Etkinlikler kapsamında öncelikle 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuruluşunu idrak etmek üzere Mehmed Emin Resulzade’nin Ankara Asri mezarlıkta bulunan kabri ziyaret edildi. Burada çeşitli konuşmalar yapılarak Azerbaycan Türklerinin millî lideri rahmet ve şükranla anıldı. Bu ziyarette Mayıs 2006 Güney Azerbaycan ayaklanmasında hayatını kaybedenler de anıldı.

Daha sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin Ankara’daki büyükelçiliği karşısında coşkulu bir anma ve protesto gösterisi düzenlendi. Gösteride, “TÜRKE DURMAK YARAŞMAZ”, “HARAY HARAY MEN TÜRKEM”, ÖLÜBDÜR MEĞER TÜRKÜN ALP-ERLERİ, YETEN ÇAKALA YURT OLA YERLERİ”, TÜRKE KEFEN BİÇENİN ÖLÜMÜ KORKUNÇ OLUR”, “BİZ OĞUZ TÜRKLERİ SELÇUKLU EVLADIYIZ”, KALK AYAĞA VATANDAŞ, TEBRİZDE ÖLDÜ GARDAŞ”, “KAHROLSUN PANİRANİZM”, “ŞEHİTLERİN KANI YERDE KALMAYACAKTIR”, “PANİRANİSTLER AZERBAYCAN’DAN DEFOLUN”, “TÜRKÜN DİLİ ÖLEN DEĞİL BAŞKA DİLE DÖNEN DEĞİL” sloganlarını taşıyan pankartlar taşındı ve bu sloganlar seslendirildi.

Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı etkinlikte hiçbir istenmeyen olay ya da çatışma meydana gelmedi. Etkinlik hazırlanan bildirinin okunması ile sona erdi. Bildiride hem 2006 yılında hem de bunun birinci yıldönümü nedeniyle ve ayrıca anadili günü münasebetiyle Güney Azerbaycan’da gerçekleşen olaylarda İran güvenlik güçlerinin saldırısına maruz kalan, tutuklanan, kendisi ve aileleri baskı ve takibata maruz kalanlara dikkat çekilerek Tahran rejimi uyarıldı.



GÜNEY AZERBAYCAN'DA İDAM!

ASMEK (Azerbaycan Siyasi Mehbuslarını Müdafie Komitesi) tarafından verilen bilgiye göre Azerbaycan'ın Hoy şehrinde, Hüseyin Ferhude-Khatibi (40) adındaki Güney Azerbaycanlı Türk , rejim mahkemesi kararı ile 25 gün kadar önce Urmiye şehrinde idam edilmiştir. Türkiye ile ticari ilişkileri bulunan Khatibi'ye isnad edilen suçların başında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ilişkili olmak ve işbirliği yapmak yer almıştır. Eşinin Türkiye Türkü olduğu ifade edilen Khatibi'nin 8 ay boyunca hapsedildiği ve ağır işkencelere de maruz kaldığı verilen bilgiler arasındadır.

Çarkı ters fırlanır felek garının,

Turan kölgesinde budaklarının,

Rengi bayrağımda yarpaklarının

Selam, darağacı... Aleyküm selam!



AZERBAYCAN MİLLİ HAREKÂTININ ÖNEMLİ İSİMLERİNDEN ABBAS LİSANİ ERDEBİL HAPİSHANESİNDE AÇLIK GREVİNDE!

İran’daki Azerbaycan Türklerinin hakları uğrunda mücadele hareketinin tanınmış simalarından biri olan Abbas Lisani Erdebil zindanında 1 Ocak’tan beri açlık grevine başlamıştır. Abbas Lisani, Azerbaycanlı mahkumların haklarının çiğnenmesi ve ailesine yönelik baskılardan dolayı bu eyleme başladığını açıklamıştır. Abbas Lisani’nin eşi Rukeyya hanım bu bilgiyi doğrulamıştır.

Abbas Lisani’nin sağlık durumunun ciddileştiği ve serum almaya zorlandığı bildirilirken kendisinin eylemini ve bunun hedefini açıkladığı mektup basına yansımıştır.

Erdebil eyaletinin aslen Azerbaycanlı olan başsavcısına yöneltilmiş mektup şöyle başlamaktadır: "Makedoniyalı İskender Şark’ı istila ettikten sonra bu ülkelerin hepsini nasıl idare edeceği üzerinde düşünür ve adillerden maslahat ister. Onlar İskender’e sırtını halkına çevirmeye hazır olan adamlardan istifade etmeyi maslahat görürler." Lisani, Mayıs 2006 hadiselerinden sonra Azerbaycanlılar’ın yaşadığı şehirlerde de bir sıra devlet memurlarının yerli adlandırılanlarla değiştirildiğini yazmaktadır. Bunlardan biri de Erdebil başsavcısı idi.

Abbas Lisani hapsedilerek evine ulaşmasının engellenmesine şaşmadığını belirterek “Bele ki, buradaki adliye sisteminin faaliyeti zaten insanların haklarını reddetmekten ibarettir. Bu sistem 3000’den fazla cesur Savalan evladını sadece öz esas haklarını istedikleri için işkenceye ve baskıya maruz bırakmaktadır. Şimdi bu gençler adalet vermesi gereken ellerden işkence görmektedirler.” Demektedir.

Abbas Lisani parayla muhbirlik, casusluk, işkencecilik yapanlar hakkında da şunları yazmaktadır: "Bu onlardır ki, mahvolmuş kimliklerine teselli vermek için özlerinin sınırsız hakimiyetlerini Savalan’ın cesur gençlerine tatbik etmekteler". Lisani, İran hükümetine yönelik olarak, Azerbaycan’ın iktisadi ayrımcılıkla zulme uğratıldığını, İran fundamentalizminin gerçek İslam’a büyük darbe vurduğunu da mektubunda dile getirmiştir.

Lisani’ye mücadelesinde uğurlar dileriz!

Konuyla ilgili haberler için:

http://www.azadliq.org/Article/2007/01/03/20070103133319993.html

http://www.hr.baybak.com/?cat=7

http://www.xazar.info/?newsid=1169501973

http://www.amnestyinternational.be/doc/article9837.html



Güney Azerbaycan'da Haksız Tutuklamalar ve Adaletsiz Cezalar Devam Etmektedir!

Mayıs ayından itibaren Güney Azerbaycan’da ve İran’ın değişik bölgelerinde Türklüğe ve Türkçeye yapılan iğrenç Fars şövenisti saldırıya karşı gösterilen milli tepki dalga dalga yayılırken, Tahran’ın şaşkınlık içinde aldığı tedbirler yeni hukuk facialarına yol açmaktadır.

Toplu tutuklamalar, hapisler, gözaltılar, ailelerin tehdit edilmesi, sebepsiz yargılamalar, soruşturmalar, asılsız suçlamalar, yüklü para cezaları sürmektedir. Aşağıdaki listede adları yazılı olan milliyetçi gençler Tahran rejiminin tehdidi altındadırlar. Tebriz'deki ve diğer şehirlerdeki tutuklu Türk gençlerine sorgularda ABD veya İsrail'le bağlantılı değil Türkiye ve Azerbaycan'la bağlantılı suçlamalar yöneltilmekte, sorular sorulmaktadır. Resmi belgelerle sabit suçlamalar şunlardır: Rejimin Aleyhine Faaliyet, Pantürkizm, Kavimcilik.

AD SOYAD - BABA ADI
1 Mohammed Həsən Hərgülü Həbib
2 Əli Gülkar Mustafa
3 Müslüm Cavadpur Məhəmməd
4 Əli Hüsen Təhəmtən Qulu
5 Süleyman Heydəri Hüsen
6 Məhəmməd Hüsen Divbənd Əli
7 Səməd Peyvəndi Rəzzaq
8 Həsən Baharı Xoca Əli Əkbər
9 Mehdi Babayı Məhəmməd Sadıq
10 Əmir Ərbabı Məhəmməd
11 Yusuf Səbur Əli Məhəmməd
12 Çingiz Bəxtaver Əli
13 Hüsen Əsli Məhəmməd
14 Tağı Əkbəri Yaqub Əli
15 Məhəmməd Riza Məhəmmədxanı Məhəmməd Əli
16 Qulam Riza Rəzzaqi Heyder
17 Məhbub Əli Təqəvi Ayaz
18 Qadir Heydəri Rəhim
19 Rəhim Əzize Ərəb Məhəmməd Həsən
20 Fridun İbrahimzadə Piruz
21 Məhəmməd Riza Qəhrəmani Framərz
22 Mehdi Əbdipur Əli
23 Əhməd Məhəmməd Qulipur Rizayi Heyder
24 Həmid Pur Həsən İsmayıl
25 Bayram Əli Əsədiyan Mahmud
26 Əli Bədeli Mustafa
27 Qulam Riza Əmani Nüsrət
28 Əli Riza Rübayi Fridun
29 Məqsud Sabir Bəhram
30 Məhəmməd Riza Morğdar Əli
31 Məcid Himəti Eynullah
32 İbadət Mədədi Rəbbəli
33 Babək Salək Səməd
34 Əhəd Əs’ədi Əli
35 Cahan Baxş Bəxtavər Əli
36 Səid Zare’ı Hüsen
37 Rəşid Danişcuyi Rəcəb Əli
38 Qulam Hüsen Piruz Əmir Ərsəlan
39 Əli Riza Nəcati Həbibullah
40 Heydər Adili Əziz
41 Behzad Purenci Əli
42 Əmir Əli Zəbihi Cəfər
43 Məqsud İxtiyari Əyyub
44 Əhəd Munesi Əbülfəzl
45 Əbülfəzl Vüsali Hüsen
46 Qulam Riza Əbri Məhəmməd Riza
47 Bilal Riza Pur Rəhim Qulu
48 Həsən Balayi Qurban Əli
49 Seyid Mehdi Seyidzadə Cavad
50 Yaşar Baqqal Dilcavan Riza
51 Yusuf Dövlet Xah Əli
52 Rəhim Vəlipur Zeynalabidin
53 Bəsir İbadi Nəsrullah
54 Hüsen Əhmədiyan Feyzullah
55 Adil Rəşidi Həmzə
56 Ramin Bəhramnəjad Bala
57 Siyamək Təvəssüli Allahşükür
58 Həsən Cəfəri Mustafa
59 Tahir Əlizadə Qulam Hüsen
60 Məhəmməd Əlipur Bayındır
61 Eynullah Bəxşi Məhəmməd
62 Nasir Yusufzadə Əli
63 Əli Əkbər Baqiri Məhəmməd Vəli
64 Davud Büləndi Fəttah
65 Hamid Xakpur Kəramət
66 Əsğər Neyşaburi Zeynal
67 Bəhmən Sadiqi İbrahim
68 Vəhid Şeyxbeglu Əsəd
69 Həsən Fərşi Yusuf
70 İbrahim Dəşti Məhəmməd Təği
71 Cavad Fərəcpur Həsən
72 Hamid Abidifər Əli
73 Ənuş Adəmi Firuz
74 Əli Eşqi Rəmz Əli
75 Riza Qəffari (Ğəffari) İltifat
76 Behruz Əşrəfi Musa Qulu
77 Behzad Əşrəfi Musa Qulu
78 Riza Şakiri Kərim
79 Əziz Dəşti Həbib
80 İbrahim Əhədpur Riza
81 Qurban Zare’ı Həmid
82 Adil Zahidi Məhəmməd
83 Əli Qəhri Abbas
84 Fərhad Möhsini Rəhim
85 Cəmil Əmani Allahverdi
86 Yunis Kuhi Həsən
87 Mahmud Həsənpur Şeyxrəcəb
88 Mehdi Dəşti Qasım
89 Umud İbrahimpur Əli
90 Mustafa Behzadi Hüsen
91 Şəhriyar Zayireqazani Rəşid
92 Babek Pərvini Nərman
93 Əziz Qulipur  
94 Perviz Qulipur  
95 Həsən Ərk

Yukarıda adı geçen tutuklulardan başka, Tebriz Zindanı’nda 621 insanın yakalanıp bırakıldığı ve bunlara ait dosyalar oluşturulduğu bilinmektedir. Adları geçen tutukluların çoğu hâlâ hüküm altındadırlar. Bunlardan bazılar geçici olarak tazminatla bırakılsalar da ağır ithamlar altındadırlar. En ağır ithamlara maruz kalanların bazıları ve para cezaları sırasıyla aşağıda verilmiştir.

1. Əhəd Əsədi...................................70,000,000 Tümən
2. Hüsen Əhmədiyan........................50,000,000 Tümən
3. Babek Salək..................................50,000,000 Tümən
4. Rəşid Danişcuyi............................25,000,000 Tümən
5. Həsən Ərk.....................................10,000,000 Tümən
6. Çingiz Bəxavər.............................10,000,000 Tümən
7. Əhməd Rizayi...............................10,000,000 Tümən
8. Məcid Himməti.............................10,000,000 Tümən
9. Seyid Mehdi Seyidzadə.................10,000.000 Tümən
10. Əli Riza Rubayi.............................10,000,000 Tümən

Haftalarca yollara dökülüp “Haray Haray Men Türkem!” “Tebriz-Bakü-Ankara : Farslar Hara biz Hara!” “Yaşasın Azerbaycan!” sloganlarıyla Tahran’ın yüreğini oynatan Güney Azerbaycan Milli Harekâtı Faalleri, hiç kimseye değil Türklüğe, hiçbir yere değil Azerbaycan’a hizmet ettiklerini haykırmışlardır. 100’e yakın Azerbaycanlı Türk Milliyetçisi gencin şehit edildiği bu olaylardan sonra Güney Azerbaycan Milli Harekâtına hiçbir dış destek gelmemiş (ne maddi ne manevi) sadece Türkiye ve Türk dünyasının değişik bölgelerindeki Türk milliyetçileri yüreklerini Güney Azerbaycan’ın yanına koymuştur. Yukarıdaki bilgiler %100 doğru olup birinci kaynaklardan elde edilmiştir. Dilleri ve hürriyetleri uğrunda hayatlarından geçen bu gençleri, çalkantının devam ettiği Güney Azerbaycan’ı ve Tahran’ın niyetlerini görelim, duyuralım!



3 Yıl Hapis Cezasına Mahkum Edilen Güney Azerbaycanlı Türk Milliyetçisi

Aşağıdaki belge İran resmi mahkeme kararının tam tercümesidir. 3 Yıl hapis cezasına mahkum edilen Güney Azerbaycanlı Türk Milliyetçisi aktivistlerden Hüseyin Ahmediyan'a (Artum Dinç) yöneltilen suçlamalar ve sanığın özgeçmişi dikkatlerinize sunulur:

Dosaya numarasi: 85/1- 931

Yargı numarası: hükümler- 1493/01.12.2006

Yetkili makam: Tebriz İslami İnkılâp Mahkemesi 1.Şubesi

Sanık: HÜSEYİN Ahmediyan FEYZULLAH oğlu adres: PASDARAN cad. ATLAS mah. no: 39 TEBRİZ

Suçlama: Rejim aleyhinde eylem

İşlemler: Yukarıda belirtilmiş dosya numarasını takiben mahkeme gereken yasal işlemleri yerine getirdikten sonra yargı kararını aşağıda açıklanan şekilde belirtmektedir:

Mahkeme Kararı

NAKİ Mahmudi’nin avukatlığıyla kefalet ile geçici olarak serbest bırakılan, PASDARAN cad. ATLAS mah. no: 39 TEBRİZ sakını, okuryazar, sabıkasız, 1972 doğumlu, FEYZULLAH oğlu, HÜSEYİN Ahmediyan, 85/1- 931 numaralı ek dosyada; ülke güvenliğini tehdit etme amacıyla etnik milliyetçi örgütler kurma ve yönetmekle, protesto eyleminde orada bulunan kişileri tahrik edip heyecanlandırıcı sloganlar atıma, aktif ve etkin role sahip olduğundan dolayı, SEPAHE PASDARAN güçleri tarafından tutuklanarak ETTELAAT (İRAN İSTİHBARAT’I)GENEL MERKEZİNE gönderilmiş, yapılan araştırmalar sonucu 26.Mayıs.2006 tarihinde UN-İBNİ-ALİ (Eynalı) dağı parkında İRAN İSLAM CUMHURİYETİ’NİN kutsal bayrağını caminin üstünden aşağı alıp ona hakarette bulunmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda sanığın Tebriz’deki aktif etnik milliyetçilerden biri olduğu, yasadışı Azerbaycan Medeniyet Ocağı, Bağır Han Komitesi ve Kurtuluş adıyla bilinen ayrılıkçı örgütler kapsamında yakınlık duyar çevresi yaratma, üye toplama, plan ve programlaştırma, örgütlendirme, yönlendirme ve liderlik etme gibi faaliyetlerde bulunarak önemli roller üstlenmiş ve örgüt içi gizli toplantılarda örgütü uluslar arası çevrelerde gündeme getirmek için yabancı ülkelerin, örneğin İran’la düşman konumunda olan ABD ve İsrail gibi ülkelerin Büyükelçilikleri ile ilişkiye geçme önerisini veriyor ve bunun akabinde örgüt temsilcisi olarak Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyetlerine giderek oradaki ayrılıkçı ve etnik milliyetçi unsurlarla yakından görüşerek İran’da etnik milliyetçilik faaliyetleri konusu ile ilgili fikir alışverişinde bulunarak maddi ve fikri destek talep ediyor. 1999 yılında Azerbaycan Kültür Derneğinin yardımıyla Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünde eğitime başlıyor, eğitim süresi boyunca İranlı etnik milliyetçi öğrencilerin toplantı ve programlarına aktif biçimde katılarak Türk Ocakları, Türk Dünyası Araştırmalar Merkezi, Hacı Bektaşi Veli Derneği, Irak Türkmen Kültür Derneği, Genç Aydınlar Cemiyeti gibi etnik milliyetçi çevrelerle ilişki kurmuştur. İlkin raporlarların ve bölge istihbarat genel merkezinin bütünleyici araştırmaları, savcı suçlaması, savcılık temsilcisinin suçlama delilleri, avukatın savunması ve sanığın; ilkin araştırmalar, mahkeme ve savcılıktaki suçlamaya itirafı ve savunmaları esasında mahkemeye göre adı geçen sanık suçlu tanınarak İslami Ceza Kanununun 498. maddesine istinaden tutuklu saklandığı günler dâhil üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Karar açıklandıktan sonra yeniden gözden geçirilmesi istendiği takdirde yirmi gün içinde başvurularak diğer bölge istinaf mahkemelerince bakılabilir. 04.11.2006

Tebriz İslami İnkılâp Mahkemesi Birinci Şube Reisi Ali Ali Ekberi

02.12.2006

Hüseyin Ahmediyan (Artum Dinç) 23.03.1972 Tebriz doğumludur. İlkokulu Azadi, ortaokulu Seyyidüşşüheda ve liseyi, Vilayet düz lisesi ve Talegani meslek eğitim lisesine geçerek Tebriz’de bitirdi. 2004’te Hacettepe Üniversitesi sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2006’da yine aynı üniversitede aynı bölümde yüksek lisans okuma hakkını kazandı. Artum Dinç ta 1989 lise son yıllarından kendi kültürünün; dilinin, tarihinin, yurdunun ve değerlerinin Fars Faşist ve şovenistleri tarafından asimilasyon politikalarına tabi tutulmuş olduğunu ayırt etmiş, kendi kültürel değerlerini yaşatmaya ve kimliğini koruyarak sürdürmeğe çaba göstermiştir. O, aynı yılların devamında Azerbaycan Türk Kültürüne edebiyat, musiki ve tarih alanlarında derin ve etkili katkılarda bulunmuş Sayın Hasan Azerbaycan, Ali Taşkın, Prof. Dr. M. T. Zehtabi (Kirişçi) vs. gibi ünlü halk aydınlarının yanında kendi kültürünün farklı boyutlarını öğrenmiş ve öğretmiştir. Artum Dinç 1990’lardan itibaren fikir arkadaşlarıyla beraber Azerbaycan Türk Kültürünün devamlılığı uğruna birçok kültürel etkinlik ve organizasyonlarda ciddi ve mesuliyetli roller üstlenmiştir. 1993–98 yılları arasında kendi dava arkadaşlarıyla birlikte Güney Azerbaycan’ın dört bir yanını gezerek kendi kültür coğrafyasını yakından tanımaya ve milli kimlik şuurunu yaymaya çalışmışlardı. Azerbaycan Türk milli kimliğinin Fars faşist ve şovenistleri tarafından imhaya uğratıldığını fark eden Artum ve arkadaşları yeni devirde milli kültürün devamlılığını sağlayabilmek amacıyla teorik düşünce temellerini atabilecek ve çerçevesini çizebilecek gereken beyin kadrosu ekibini geliştirmek için kısmen yurtdışı üniversitelerde sosyal bilimlerde eğitim görme amacıyla kendi yurtlarından hicret ettiler. Bu görev rahmetli Prof. Dr. M. T. Zehtabi ve arkadaşları tarafından gençlere sürekli tavsiye edilmekteydi.

Artum Dinç ve arkadaşları genellikle Orta Doğu ve Kafkaslarda özellikle de Güney Azerbaycan’da özgürlük ve demokrasinin gelişmesi uğruna kendilerinin geliştirdikleri özgün yöntemlerle bütün imkânsızlıklara karşın yılmadan mücadele vermişler. Artum Dinç arkadaşlarıyla birlikte Tebriz ve Güney Azerbaycan’ın diğer şehirlerinde insan hakları, bireysel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü ile ilgili konuları halka tanıtma ve anlatma amacıyla sürekli konferanslar düzenleyip ilgili çevrelerle sağlam ilişkiler kurmuşlar. Artum Dinç ve arkadaşları Şovenist Fars rejiminin Azerbaycan Türklüğü ve İran Milletler Hapishanesinde esir düşmüş diğer milletlere karşı yürütülen kültürel imha politikalarını provoke ederek Fars Şovenizmini bir hayli rahatsız etmişlerdi. Fars Faşizminin ırkçı ve ayrımcı politikalarını, topladıkları objektif verilere dayanarak açıklar halkı başlarına getirilenlerden haberdar ederler. Bu konularda bölgesel çalışmanın yanı sıra güçlerinin yettiği kadar uluslar arası kuruluşları da İran Fars Faşist ve Şovenist rejiminin yaptığı insanlık dışı davranışlardan haberdar etmişlerdi. Bütün bunları yaparken de gündeme gelmeme prensibine bağlı kalırlar. Onların nezdinde iş görmek, sorunlara pratik çözüm getirmek başlıca öncelik ve özelliktir. Artum Dinç Son yıllarda (Güney) Azerbaycan Türk Kültürünün devamlılığını engelleyen sorunlar üzerinde sosyolojik değerlendirmeler yapıp projeler geliştirmekteydi.

22 Mayıs 2006’da Güney Azerbaycan’ın kimlik ve kültürel değerlerini yaşatma savaşımı yeni bir safhaya gelmesiyle beraber Faşist Fars rejiminin karşı saldırıları tüm çirkinlikleriyle kat kat artmıştır. Güney Azerbaycan Türklüğünün kırılmaz iradesini kırmak için şovenist Fars rejimi çok yönlü sosyal, ekonomik, politik, hukuksal ve psikolojik bir yıkım savaşı başlatmıştır. Bu vahşi ve insanlık dışı eylemler esnasında özgürlük ve eşitlik uğruna, kendi ilkel haklarını kullanmak isteyen Güney Azerbaycan Türkleri, faili meçhul cinayetler, işkencelere, hapislere, işten atılmalara, sürekli gözaltı tutulmalara, hakaretlere vs. kurban gitmekteler. Artum Dinç (Hüseyin Ahmediyan) da faşist Fars rejiminin azgın gözünden kaçmayan, suç işlemeden suçlu sayılan hedeflerden biridir.



Güney Azerbaycan Öğrenciler Federasyonu - Türkiye tarafından yayınlanan bültenler

Bülten 1 - Devrimin 100. Yılı 22 Mayıs 2006 Tebriz Ayaklandı

Bülten 2 - Güney Azerbaycan'ın Mayıs-Haziran Milli Ayaklanması

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta