"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Haberler


BAYRAK KRİZİ KONUSUNDA YAPILAN AÇIKLAMA

AKD BURSA ŞUBESİ ÖNCÜLÜĞÜNDE ŞUBE BAŞKANI HANDAN ASKERAN TON'UN PEK ÇOK SİVİL TOPLUM KURULUŞU VE AZERBAYCANLI ÖĞRENCİLERİN KATILIMIYLA  YAPILAN TOPLANTI DA BAYRAK KRİZİ KONUSUNDA YAPTIĞI AÇIKLAMA

İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ...
TÜRKİYE - ERMENİSTAN MİLLİ MAÇI NEDENİYLE YAYINLANAN BASIN BÜLTENİ

BURSA İLİNDE ÖNEMLİ BİR DİNAMİK OLAN VE DERNEĞİMİZ BURSA ŞUBESİNİNDE İÇİNDE BULUNDUĞU “HEPİMİZ MEHMET’İZ GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU”NUN 14 EKİM 2009 TARİHİNDE YAPILACAK OLAN TÜRKİYE – ERMENİSTAN MİLLİ MAÇI NEDENİYLE YAYINLADIĞI BASIN BÜLTENİ

Türkiye gündemine damgasını vuran, Ermenistan sınırının tek taraflı açılmasını öngören Ermeni Açılımı ile ilgili milletimizin ekseriyetinin duygu ve düşüncelerini kamuoyu ve ilgililerle paylaşmayı zaruri gördük.Tabii ki bizler, Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesine inanıyor, bu doğrultuda husumetlerin sona ermesi için barışçıl çözümlerden yanayız. Ancak bu her iki tarafın da hak ve menfaatlerini koruyup garanti edecek şekilde gerçekleşmelidir.
Bir tarafta;
Çetelerle sürekli isyanlar çıkarıp, Türk köylerinde katliamlar yapan,
Doğu Anadolu bölgesinde toprak taahhütleri karşılığında Ruslarla işbirliği yapıp Osmanlıyı arkasından vuran,
Asala terör örgütü vasıtası ile diplomatlarımızı katleden,
4T” formülü olarak bilinen Tanınma-Tazminat-Toprak-Terör taleplerinden asla vazgeçmeyen,
Bu günkü sınırları belirleyen 1921 Kars anlaşmasını tanımayan,
Karşılıklı toprak bütünlüğü tanıyan belgeyi imzalamayı her defasında reddeden,
23 Ağustos 1990 tarihli bağımsızlık bildirgesinin 11 maddesi ile Doğu Anadolu’nun Batı Ermenistan “Ermeni yurdu!” olduğunu karara bağlayan,
1992 yılında Hocalı’da dünyanın gözü önünde katliamlar yapan,
Kardeş Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ının da içerisinde olduğu tüm Karabağ bölgesini (17.000 km2) işgal edip, 1.250.000 insanı topraklarından sürgün eden,
BM ve AGİT’in aldığı kararlarla Azerbaycan topraklarının % 20 sini işgal ettiğinden işgalci olarak ilan ve tescil edilen Ermenistan;
Diğer tarafta
Sovyetlerin yıkılması ile bağımsızlıklarını ilan eden Ermenistan’ı ilk tanıyan ülke,
Tüm dünya abluka uygularken insani gerekçelerle Ermenistan’a hava sahasını açan,
Bütün olumsuz sürece rağmen iyi niyet göstergesi olacak şekilde koşulsuz olarak Ermenistan’ı Cumhurbaşkanı seviyesinde ziyarete giden Türkiye varken içeriğini bilemediğimiz bir protokolün TBMM’de görüşülerek kanunlaşacak olmasını endişe verici buluyoruz.
Bu şartlar altında iken; 14 Ekim 2009 tarihinde yapılacak olan Türkiye Ermenistan milli maçı ile ilgili olarak yaratılan haksız endişelerden kaynaklanan suni gerginliği yersiz buluyoruz. Çünkü; sadece Türklerin olacağı seyirci gurubunun içinde güvenliğinden ve huzurundan endişe edilecek bir karşı takım taraftarının olmayacağı aşikardır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın katıldığı Ermenistan’daki maçta gördüğü haklı hürmetin karşılığı olarak konuk devlet adamlarının da aynı şekilde ağırlanması kaçınılmazdır. Kimsenin bu fikre aykırı davranması söz konusu olamaz.
Ancak; Türk bayraklarının yanında kardeşi Azerbaycan bayraklarının bulunmasından endişe edilmemelidir.
Nezaketen konuklarımızı gücendirmemek isterken, akrabalarımızı küstürmememizde gereklidir.
Bu nedenle alınan kararlara saygı ile itaat etmekle birlikte; milli değerlerimizin mecbur bıraktığı bu tedbirden dolayı anlayışlarına ve hoşgörülerine sığınarak Azerbaycanlı kardeşlerimizden özür diliyoruz.
Bunu sözlü olarak ifade ettiğimiz gibi, tüm Bursalıları, 14 Ekim 2009 Çarşamba günü ev ve iş yerlerini Türk ve Azerbaycan bayrakları asmak sureti ile Türk milleti olarak nereden yana taraf olduğumuzu ortaya koymaya davet ediyoruz.
Basın toplantısı bitiminde bunun ifadesi ve başlangıcı olarak esnafa bayrak dağıtacağız.
Konuğu, Türkiye’nin sınırlarını tanımayan eski terörist Ermeni Devlet Başkanı Sarkisyan bile olsa misafirperverliğinden taviz vermeyecek olan Türk Milleti ve Bursa Halkı; hiçbir zaman devletini sıkıntıya sokacak tavır ve söylemlerde bulunmaz. Ancak mili davalardaki toplumsal duyguları ve düşünceleri de daha doğru sonuçlar doğurması için ortaya koymaktan geri kalmaz.
Bu defa da her zaman olduğu gibi kanunlar ve nezaket kuralları çerçevesinde, ortak endişelerimizi, farkındalığımızı ve görüşlerimizi ifade etmek sureti ile yetkili makamları hata yapmaktan alıkoymak istiyoruz.
Ülkemizin ve Türk dünyasının, milli duygularını ve tarihsel hassasiyetlerini zedeleyecek, akraba devletlerimizle olan ilişkilerimize zarar verecek tavizlerden, yaklaşımlardan ve gelişmelerden sakınılması için yetkilileri uyarıyoruz.
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bizimde tereddütsüz katıldığımız Filistin meselesine gösterdiği hassasiyetle İsrail’e gösterdiği ihtiyatı; Azeri kardeşlerimiz ve Ermenistan’a da göstererek, “işgal sona ermeden kapılar açılmayacaktır” şeklindeki şeref sözüne inanmak istiyoruz.
Bunlar olmadığı takdirde kaybeden Azerbaycan, Türkiye ve bütün Türk dünyası olacak; maalesef kazanan da sadece Ermenistan olacaktır.

DOĞU TÜRKSİTAN'DA UYGUR TÜRKLERİNE KARŞI YAPILAN VAHŞİ SOYKIRIMI LANETLİYOR VE NEFRETLE KINIYORUZ

BULGARİSTAN-AZERBAYCAN-KIRIM TÜRKLERİ DERNEKLERİ FEDERASYONU; ÇİN’İN,  DOĞU TÜRKİSTAN’DA UYGUR TÜRKLERİNE KARŞI YAPTIĞI  VAHŞİ SOYKIRIMI YAYINLADIĞI BASIN BİLDİRİSİ İLE NEFRETLE KINAYRARAK, UYGUR TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZİN HAKLI DAVALRINDA SONUNA KADAR YANLARINDA OLDUKLARINI BİLDİRDİLER. BASIN BİLDİRİSİ METNİ AŞAĞIDA VERİLMİŞTİR.

Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçu (Ürümçi)’da Uygur Türkleri’nin “İmdat” çığlıkları hür dünyada hiçbir aksiseda bulmadan, Hür Dünyanın İnsan Hakları savunuculuğunu kimseye bırakmayan büyük devletleri;  Çin’inin devasa  ekonomik ve askeri gücü karşısında, Uygur Türklerinin  vahşi bir katliama maruz kalarak soykırıma uğramalarına seyirci kalmaları  insanlık adına  esef vericidir.

 

Doğu Türkistan 1949 yılında Çin İşgaline maruz kaldığında, Doğu Türkistan’da yaşayan her 15 kişiden sadece 1’i Çinliydi ve nüfusun %93’ten fazlası Türktü. Daha sonraki yıllarda Doğu Türkistan’a sistemli  bir göç politikası çerçevesinde yerleştirilen Çinli sayısı bugün dahi devlet sırrı olarak saklanmasına rağmen  son elli yılda yüzde üçbinlik bir artış kaydederek,  birçok bölgede nüfus çoğunluğu bakımından üstün duruma gelmiş olmasının yanı sıra milyonlarca asker, milis ve polis  gücüyle Uygur Türklerine karşı büyük baskı ve şiddet uygulamaktadır.

 

Çin, Doğu Türkistan’da ki hakimiyetinin sağlamlaştırması ve ülkenin Çin’in sabit bir parçası haline getirilmesi için; Doğu Türkistan’ın dışarıya kapatılarak halkının binlerce yıldan beri bir arada yaşadığı komşularından, ırk ve dindaşlarından tecrit edilmesi, Türk bölgelerinin birbirinden ayrılması, Türklerin cinsiyet ayrımı gözetilmeden  iç bölgelere sürülerek asimilasyona tabi tutulmaları, Doğu Türkistan’ın maddi kaynaklarına el konulup binlerce yıllık sosyo-kültürel değerlerinin “çağdışı” ilan edilerek suç sayılması, Türk toplumunun sosyal bakımdan çökertilmesi, yer altı ve yer üstü kaynaklarının acımasız bir şekilde sömürmesi karşısında Uygur Türklerinin haklı direnişleri kanla, vahşetle bastırılarak, binlerce ölü ve yaralının  “imdat”  çığlıkları hiçbir aksiseda bulamamaktadır.

 

Bugün Doğu Türkistan’da yaşananlar Uygur Türkleri açısından tam bir trajedidir. Bu trajedinin asıl yaratıcıları ise bu trajediyi yapanlara karşı sessiz duranlardır. Uygur Türklerinin İnsan hak ve özgürlüklerinin çiğnenerek yaşam haklarının ellerinden alınmasının,  Çinin iç işi olduğunu düşünenler büyük gaflet ve delalet içerisindedirler.


BAK-TÜRK Federasyonu olarak; Çini,

“Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine karşı dünya tarihinin en vahşi soykırımını yaparak bir milleti yok etmeye çalışmasını şiddetle ve nefretle kınıyor”, Uygur Türkleri kardeşlerimize haklı davalarında yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.

                                                                                                                                                          BULGARİSTAN-AZERBAYCAN-KIRIM TÜRKLERİ

DERNEKLERİ FEDERASYONU        

Milli Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 91. yıl kutlamaları

Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin  91. yıl kutlamaları, kurucu devlet başkanı Mehmet Emin RESULZADE’nin anıt mezarı başında saygı duruşuyla başladı.

Törene katılan çok sayıda sivil toplum kuruluş temsilcileri, derneğimiz üyeleri ve basın temsilcilerine hitaben konuşan Genel Başkan Cemil ÜNAL şöyle dedi:

“Bu gün Türk dünyası için önemli bir gün olan, 28 Mayıs 1918 tarihi Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulduğu gündür. Bayramlar aynı kültür ve kökten gelen insan topluluklarının  ortak paydası, ortak heyecanıdır. Bu bayramı Azerbaycan Türklerine armağan eden Mehmet Emin Resulzade milli devletin de kurucusu olmuştur.Bu yüce insanı ve arkadaşlarını  burada saygı ile anıyorum.

 O Milli Azerbaycan Devletini kurduğunda Türk milleti demişti, Türk dili demişti.Demek oluyor ki, devletin simgesi olan üç renkli bayrağı parlamentoya astırırken devletin ilkelerinin de tespit etmiş oluyordu.

Bu gün bu büyük bayramı kutlayanlar Mehmet Emin Resulzade’nin ilke ve ideallerine sahip çıkmamakta, adeta onu ve ideallerini unutturmaya çalışmaktadırlar.

Özellikle bu tarihi günü 28 Mayıs yerine 27 Mayıs yada bir başka Mayıs günlerinde başka bir anlayışla geçirmektedirler. Sanki,böyle yapmakla milletin bağrında yer eden Mehmet Emin Resulzade sevgisini silip bir başka kişiyi koyacaklardır. Bu olaya bu şekliyle ve farklı açıdan bakanların bize göre bir telaşı var diye düşünmekteyiz.

 Bizler bu bayramı Azerbaycan’da Sovyet yönetimleri sırasında  yasak olduğunda,bu derneğin çatısı altında hür iradeyle altmış yıldan beri aynı tarihte kutlaya geldik. Bu milli günü milli şuur içinde yaşatarak, bağımsızlığın ilanıyla aynı düşünce ve inançta olan Elçibey yönetimine devrettik.

Mehmet Emin Resulzade, hiçbir zaman yabancı bir ideolojiyi milletine empoze ettirmemiştir.

Onun ideolojisi Türklük değerleriyle doluydu. Ne yazık ki, 27 Nisan 1920 tarihinde bu genç cumhuriyet,içten ve dıştan harekete geçen yabancı bir ideolojinin neferleri tarafından işgal edilerek Bolşeviklere teslim edildi.

 Milli devleti yıkanlar sosyalist arkadaşlarıyla el ele vererek Azerbaycan halkının iradesini teslim alma çabasıyla, iktidardan indirdikleri insanları ülke dışına sürgün ederken, binlerce aydını Pantürkizm suçlamasıyla kurşuna dizerek yada Sibirya’ya sürerek ortadan kaldırmışlardır.

Milli devletin kurucusu Mehmet  Emin Resulzade ülkesinden ayrılıp yaşamını sürdürdüğü Avrupa’da daha sonra döndüğü Türkiye’de milletin kutsal bir emaneti olarak sakladığı üç  renkli bayrağı Azerbaycan Kültür Derneği’ne vermiş, daha sonra, korunan bu emanet, Sovyetler birliğinin yıkılmasından sonra bağımsızlığı ilan eden ve Resulzade ekolünün devamı olan Merhum Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey tarafından 1992 yılında Ankara’daki büyükelçiliğin açılışında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal,Başbakan Süleyman Demirel ve öteki zevatın huzurunda Elçibey’e teslim edilerek, sefaretin gönderine çekilmiştir.” Dedi.



TÖRENE KATILAN HEYET, DIŞIŞLERİ BAKANLIĞI MENSUPLARINA AİT ŞEHİTLİĞİ ZİYARET EDEREK ÇELENK KOYDULAR

Cemil ÜNAL;“Ermenilerden özür dilemek isteyenlerin evvela gelip bu aziz vatan evlatlarının önünde eğilmeleri ve  özür dilemeleri gerekir” dedi.

TÖRENE KATILAN HEYET, DIŞIŞLERİ BAKANLIĞI MENSUPLARINA AİT ŞEHİTLİĞİ  ZİYARET EDEREK ÇELENK KOYDULAR.

Yapılan saygı duruşundan sonra katılımcılara hitap eden, Azerbaycan Kütür Derneği Genel Başkanı Cemil ÜNAL; yaptığı konuşmada da şöyle dedi:

“Türk milleti tarih boyunca hiçbir devlete, yada millete kin gütmemiştir. Bunu irdeleyenlere tavsiyemiz,600 yıllık cihan imparatorluğu dönemine bakmaları olacaktır.

Çünkü Türkler bu uzun siyasi dönemde birlikte yaşadıkları azınlıklara, farklı kültür ve inanca sahip olan her topluma daima kucak açmıştır.

Bu azınlık mensubu olanlara devletin en yüce makamları emanet edilmiştir.Ticari hayat emanet edilmiştir. Özellikle, Osmanlı devletini 1453 yılında İstanbul’u fethinde, Fatih Sultan Mehmet’in,Ermenilere bakışı son derece insanidir. Bursalı bir Ermeni  din adamını İstanbul’a davet ederek Ermeni Patrikhanesini kurma yetkisini vermesi ve olağanüstü yetkilerle donatması tarihi bir gerçektir. Osmanlı döneminde Ermeni kökenli iki sadrazam çok sayıda paşaya devlet teslim edilmişken,yüzlerce binlerce mimar, müzisyenin yetişmesine imkan sağlanmıştır.
Keza, Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran savaşından dönerken,binlerce Ermeni sanatkarı Anadolu’ya getirmesi  İstanbul’da iskan etmesi ve görev vermesi, padişah Abdülaziz döneminde ise, Ermeni anayasasının kabul edilerek Osmanlı meclisi karşısında 140 kişilik bir Ermeni meclisi açılması izninin verilmesi gibi insan hukuku yönünde önemli imtiyazlar  tanınırken,bilindiği gibi planlı bir ihanet içinde yaşayanların, sonunda padişah Abdülhamit’e suikast hazırlamaya kadar getirecek şey ihanetten ya da kinden başkası değildir. İttihat Terakki Hükümetinin birinci adamı Talat Paşayı, ikinci adamı Cemal Paşayı katledenler kimlerdi. Sormak gerekir bu insanlara;

Bu gün,burada etrafında toplandığımız şehitlerimiz, Ermeni terör örgütü ASALA tarafından 1973 yılında planlı olarak başlayan ve diplomatlarımıza karşı sürdürülen suikast sonunda öldürülen değerli insanlarımızdır, onları huzurlarında tazimle anıyoruz.
 Daha dün, 1992 yılında Karabağ’da 613 insanı katledenler, bir milyon insanı sürgün eden faşistleri görmezden gelenler, 1915 olayları için “Ermenilerden özür dileyelim” diye sokağa çıkan zavallılar maalesef bugün de vardır.
Onlar önce gidip Ermeni patrikhanesinin arşivlerine baksınlar, hiçbir şey yapamazlarsa, gelip burada yatan bu masum, her biri bir değer olan şehitlerden özür dilesinler.Ne yazık ki, Ermenilere kucak açan batılı sözde dostlar, bu gün çeşitli projeler peşindedirler.
 Sanki Karabağ’dan bir milyon insanın karşı karşıya kaldığı durum faşizm değil, yada, Anadolu’ya akınlar halinde gelen Balkanlı, Kırımlı, Kerküklü, İdilli, Urallı Kafkasyalı insanlar faşist baskıya maruz kalmamışlardı.
 Bu insanlar Anadolu’ya niçin geldiler, kendileri mi istedi ata yurtlarından kopmayı, hayır.Batılı emperyalist düşünceye sahip olanların faşizan baskılar sonunda  gelip Anadolu Türk’ünün bağrında huzur bulmuşlardır. 
Bir kere daha ifade etmek isteriz ki, bu sözde aydınların,Ermeni muhibbilerin buradaki Türk dışişleri mensuplarının huzuruna gelerek yaptıkları yanlışlıktan ötürü özür dilemeleri  gerekmektedir.”


1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta