"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Haberler


SEKER BAYRAMI KUTLAMALARI ANLAMLI GEÇTI

Geleneksel olarak kutlanan günlerden, Seker Bayraminda bir araya gelen üye ve dostlarimiz sicak bir ortamda özlem giderdiler.
Uzun yaz tatilinin sona ermesi, okullarin açilma hazirligi ile yazliklarindan ve bulunduklari yerlerden Ankara’ya dönen hemserilerimiz için sicak bir bulusma nedeni oldu.
Seker bayraminda Azerbaycan müzigi dinletileri ve hosça vakit geçirmenin ötesinde yeni çalisma dönemi de gözden geçirildi.

Güney Azerbaycan'da Neler Oluyor?

1 Ağustos 2010 tarihinde Tebriz’de 2000 kadar Tebrizli bir gösteri düzenleyerek Azerbaycan Türkçesinde eğitim hakkı istemiştir. Gösteride “ Öz dilinde medrese, olmalıdır her kese” şeklinde slogan atılmış ve İran’daki Güney Azerbaycan Türkleri’ne karşı uygulanan ayırımcılık  etkili bir şekilde kınanmıştır.

Göstericilere saldıran sivil giyimli Besiç adlı görevliler 12 kişiyi tutuklamıştır.
27 Ağustos’ta Tebriz’de, Türk futbol antrenörü Mustafa Denizli’nin çalıştırdığı Tahran’ın Persepolis takımı ile Tebriz’in Traktör takımı arasında oynanan futbol maçında Persepolis’in Tahran’dan gelen taraftarlarının Tebriz takımı ve Azerilere hakaret eden sloganlar atması üzerine iki  takımın seyircileri arasında kavga çıkmış ve stadyumda 200.000 dolarlık hasar meydana gelmiştir.
Yaklaşık 35.000 seyircinin izlediği maçı Persepolis 1-0 kazanmıştır.
Ne derseniz deyin, İran’da yaşayan milyonlarca Güney Azerbaycanlı Türk’ün ana dilinde eğitim hakkı yoktur. Ne gariptir ki, bu eşitsizlik Güney Azerbaycan Türklerinin çoğunun umurunda değildir. Tebriz gibi milyonluk bir şehirde Ana Dilde Öğretim Hakkı isteyen gösteriye ancak 2000 kişinin katılması, gösteriyi bastıran Besiç Milislerin çoğunluğunun Türk olması da bunu kanıtlamaktadır.
Prag’dan yayın yapan Özgürlük Radyosu’nun Farsça bölümü programcılarından Abbas Cevadi geçtiğimiz iki ay içinde bu konuda çoğunlukla Tahran’da, Tebriz’de, Hoy’da ve Erdebil’de 80’den fazla Güney Azerbaycanlı Türk ile görüşmüştür. Konuştuğu insanlar Kapalı Çarşı esnafı, hemşire, devlet memuru, ev kadını, bilgisayar satıcısı, avukat, öğrenci, doktor ve işçi gibi çok geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Bu deneklerden sadece beş tanesi İran bünyesinde bulunan Güney Azerbaycan’daki okullarda Azerbaycan Türkçesi’nin öğretilmesine ilgi duymaktadır. Çoğunluğun ise Türkçe eğitim umurunda bile değildir, hatta ana dilde eğitimi öncelikli bir sorun olarak görmemektedirler.
 Bazıları bu fikri ilke olarak benimsemekle beraber, bunun sosyal gerilimleri artıracağını söylemişlerdir. Bazıları ise Azerbaycan Türkçesi’nin haftada iki saat falan seçimlik ders olarak okutulabileceğini önermekle birlikte bir çok öğrenci velisinin çocuklarını Farsçaları gelişmeyeceği korkusuyla bu derslere sokmayacağından kuşkulandıklarını söylemişlerdir. Çok küçük bir grup ise tamamen ana dilde eğitime  karşı çıkmıştır.
İranlı Azeriler söz konusu olduğu zaman yani Ana Dili Azerbaycan Türkçesi olan halktan söz ettiğimiz zaman, bunların sayısı tartışılmaktadır. Zira İran nüfus sayımlarında Ana Dil ve Köken bilgilerine yer verilmediği için ülkede kesinlikle ne kadar Azeri nüfus yaşadığını söylemek mümkün değildir. Ülkede Azeri nüfusun yaşadığı dört eyaletin, yani  Doğu ve Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan’ın toplam nüfusu resmen 10 milyon kadardır.
 Birkaç milyon Azeri de Gilan ve Horasan Eyaleti ile Tahran’da ve diğer şehirlerde yaşamaktadır. Bu durumda Batılılar Azeri nüfusun İran genelinde 15 milyon olduğunu iddia etmektedir. Oysa bu sayı  Batılı kaynakların tahmininden çok daha fazladır. Tahran’da karşınıza çıkan her dört kişiden bir tanesi Türktür. .Tahran’a 25 km. mesafede, Tahran’ın Banliyösü Kereç ‘te büyük bir Türk nüfus yaşamaktadır.
Bu rakamlara Meşhed Eyaletindeki Türkmen nüfus dahil değildir.
İran’da Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim veren Okul ise bulunmamaktadır.
Bununla birlikte 15 milyon olduğu iddia edilen bu insanlar evlerinde ve kendi toplumlarında, yaşadıkları  dört eyalette, çarşıda, pazarda, otobüste, bankada, postanede, devlet dairelerinde, Azerbaycan Türkçesi konuşmakta iken,konuşma dilinde ise, cümle yapısı, telaffuz ve kelimelerin işletilişi açısından çok güçlü bir Farsça etkisi görülmektedir.
 Bu özellikle nüfusun iyi eğitim almış üst tabakası arasında konuşulan dil açısından daha da geçerlidir. İran’da konuşulan Türkçe’ye “ Türki “ denilirken ve konuşma karmaşık, teknik ve çağdaş konulara kaydıkça Farsça’nın etkisi daha baskın bir şekilde hissedilmemektedir.
Güney Azerbaycanlı Türklerin ülkenin gelişmesinde, siyasetinde, ekonomik ve kültürel yaşamında Farsça konuşan yurttaşlarla başa baş etkin rol oynamışlardır ve oynamaktadırlar. Arada his edilen tek fark dil konusudur.
Yazışma dili ise hemen hemen sadece Farsça yapılmaktadır.  Mahkemelerde, Orduda kullanılan dil Farsça’dır.
Batı Azerbaycan makamları ile Türk sınır yetkilileri arasındaki görüşmeler Farsça yapılmakta, tutanaklar Türkçe ve Farsça tutulmakta, toplantılar bitip yemeğe geçildiğinde veya özel sohbetlerde, şehir gezilerinde,  Azerbaycan Türkçesinde konuşulmaktadır.
Sadece çok küçük bir azınlık, etnik bir bilinçle veya siyasi izinle Azerbaycan Türkçesi’nde yazma ve yayın çıkarma eğilimindedir.

Dr. Cevat Heyet varlığı:
Arap harfleri ile Azerbaycan Türkçesi’nde Dr. Cevat Heyet tarafından yıllardan beri yayınlanan edebiyat dergisi Varlık veya Tebriz ve Urumiye gibi şehirlerde çıkan ve ikide birde çeşitli bahanelerle rejim tarafından kapatılan Yaprak vs. gibi haftalık  Azerice gazeteler, ya kuzey Azerbaycan lehçesinin  veya “İstanbuli” denilen Anadolu Türkçesi’nin etkisi altındadır. Güney Azerbaycanlıların her Türk insanı gibi konuşan bir toplum olması, okumaya karşı pek ilgi duymaması,  yazılı dilde belirli bir ölçü (standart) olmaması sonucunda Azerbaycan Türkçesinin yazılı dil olarak kullanılması, sayıları az olan bu dergilerin Türk asıllı bu halkın çoğunluğu tarafından anlaşılamamasına ve bu dilde yayınlanan gazete , dergi ve kitaplara karşı  yeterli ilgi gösterilmemesine neden olmaktadır.

Bu durumun ortaya çıkmasının en büyük nedeni son 90 yılda İran’da Azerbaycan Türkçesi’nin okullarda öğretilmemesidir.

1945-46 yıllarındaki Pişaveri Hükümetince açılan okullar hariç, Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim veren okul yoktur. Bu durum 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra da değişmemiştir. İran’ın mevcut anayasası  “ Ülkenin resmi ve eğitim dili Farsçadır. Diğer etnik grupların dilleri de kullanılabilir” dese de anayasanın bu maddesi hiç bir zaman tam olarak uygulanmamıştır.
Buna ek olarak Türkiye, burnunun dibindeki bu bölgeye uzun yıllar  radyo veya Televizyon yayını yapmaktan çekinmiştir. Son on yılda bölgeye dönük Televizyon yayınları başlatılmışsa da, İran rejimi Çanak Antenleri yasaklamakta, Devrim Muhafızları sokaklarda devriye gezerek Çanak Antenleri sökmekte ve sahiplerine ağır cezalar verilmektedir.
1920 öncesine kadar İran’da merkezi bir hükümet yoktu. Merkezi bir Ordu, kesin sınırlar yoktu. Merkezi Devlet Eğitim Sistemi yoktu. Ve ülkenin resmi dili de yoktu. Medreselerde Arapça-Farsça dini eğitim yapılıyordu. Ancak Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim yasak değildi. İran’da 16. yüzyılda Safevi Sülalesi ile başlayıp 1794 yılında Kaçar Sülalesi ile 1925 yılına kadar devam eden  etnik Türk sülalelerin yüz yıllarca süren yönetimi sırasında Farsça resmi ve edebi dil olarak teşvik edildi. Arapça dini, Azerbaycan Türkçesi ise Şah sarayında ve tüm İran Azerileri arasında özel konuşma dili olarak kaldı.

Milli Kültür
1925 yılında İngilizlerin düzenlediği darbe ile Türk dilli Kaçar sülalesi yerine Fars dilli Pehlevi sülalesi İran’da iktidara gelince, Rıza Şah Pehlevi merkezi ve modern hükümeti kurarak resmi devlet dili olan Farsça’ya dayalı “ Milli Kültür” teşvik edildi. Kamusal alanda ve eğitim alanında tüm diğer diller yasaklanırken, Arapça, dini kesimde fiilen öğretilmeye devam etti.
Modernleşme ile birlikte Güney Azerbaycan Türkleri Tahran’a ve diğer Farsça konuşan Şiraz ve İsfahan gibi şehirlere göç dalgası da arttı. Özellikle Tahran’da nüfusun dörtte biri Azerbaycan Türküdür. Başkent’te Farsça iletişim sosyal aşama yapmakta kilit olduğu için, Güney Azerbaycanlıların Farsça’ya dayalı baskın “ Milli Kültür “ e asimile olmaları hızlandırıcı unsur olmuştur.
Buna ek olarak Farsça’nın, Azerbaycan Türkçesi üzerindeki etkisi de derinleşmeye başlamıştır.
İran Türkleri binlerce yıldan beri üzerinde yaşadıkları İran’da kendilerini asla yabancı hissetmemişler, Fars’la gülmüş , Fars’a ağlamışlardır.

Kendi dillerine  uygulanan ayrımcılığa karşın Güney Azerbaycanlıların kendilerini tamamen İranlı his etmeleri için zorunlu sebepler de vardır.
Birincisi İran’ı yüz yıllar boyu yöneten  Türk sülaleler ülkenin bekasının ve birliğinin sağlanmasına büyük çaba göstermişlerdir. İkincisi Türklerin ülkeden binlerce yıldan beri yaşadıklarından kendilerini asla yeni gelmiş göçmen bir etnik azınlık olarak his etmemişlerdir.
16. yüzyılda Moğol istilasının getirdiği kargaşa ve tahriplerden sonra etnik Türk soylu Safeviler İran’da birliği sağlamaya muvaffak olmuştur.

Şiiliği ülkenin devlet dini yapanlar Güney Azerbaycanlı Türklerdir.
 Bu olgu ülkenin milli kimliğinin oluşmasında Farsça’nın yanında kilit bir rol oynamıştır.
20. yüzyılın başında Azeri Kaçar sülalesine karşı Meşrutiyet Devrimi’nin öncülüğünü yapanlar, Rus ve İngiliz emperyalizmine karşı ayaklanmanın başını çekenler gene Azeriler olmuştur.
Mezhep, etnik Azerilerin,İran’ın diğer halkları ile birleşmesinde anahtar rol oynamıştır. İslamiyet’in Şii inancını benimseyen ve benimseten İran Türkleri kendilerini İran’lı yurttaşlara daha yakın his etmişlerdir. Öte yandan  İslam Cumhuriyeti kurusucu Ayetullah Humeyni’ye muhalefet eden İranlı Türklerin önderliğini yapan Tebrizli Ayetullah Kazım Şeriatmadari, temelde din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması konusunda Humeyni ile çatışmışsa da, bazı gözlemcilere göre, Şeriatmadari’ nin Türkçü görüşleri de vardı ve bunun bedelini yaşamı ile ödedi.

Handikaplı koşul:
Bazı  bilim adamları , 1920’den bu yana , etnik kökeni ne olursa olsun,  İran’ın,  ülkesi ve milleti ile bölünmez  bütünlüğünü, devlet dilini ve kültürünü kabul eden yurttaşların sosyal aşama yapmasına izin veren bir çeşit liyakat sistemi geliştirdiğini ileri sürmektedirler. Bu kısmen doğrudur. İran Millet Meclisi’nde Sünni Müslümanlar ve   rejim tarafından azınlık olarak tanınan bazı gayrı-Müslim cemaatler birkaç kişi tarafından temsil edilmektedir. Bu cemaatler bazı siyasi ve dini ayırımcılığa dayanan kısıtlamalara uydukları müddetçe genelde huzur içinde yaşamalarına izin verilmektedir.
Öte yandan  hiç bir Sünni Kürt veya Hıristiyan Ermeni Bakan olmamıştır.
Şii Azerbaycan Türkleri açısından bu kısıtlamalar geçerli değildir. Dini Lider Tebrizli Ayetullah Ali Hamnei ve  Muhalefet lideri Tebrizli Mir Hüseyin Musevi  etnik bakımdan Türk kökenlidir. Ancak Farsça ana dilleri olmadığından, İran Türkleri eğitime ve sosyal aşama yapma yarışına birkaç adım geriden başlamaktadırlar.
Yine de, Cevadi’nin görüştüğü İran Türkleri bu durumu kanıksamış görünmekte ve dil sorununu büyütmemişlerdir. Ancak İran toplumunda özgürlük ve temel kişisel  hak talepleri  arttıkça bu durum değişebilecektir. Amsterdam Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Urmiyeli bir Türk ve Karısı Fars olan Tureç Atabeki ‘nin bu konuda söyledikleri ilginçtir. Atabeki şöyle demektedir:
“ İran’ın etnik yapısı toprak bütünlüğünün kaderi diğer unsurlardan daha çok, kişisel  veya bir çeşit etnik orana dayalı temelde ayırımcılığı reddeden, bireysel ve toplumsal hakları, ekonomik hakları, siyasi katılımı teminat altına alan, dil konusu da dahil kültürel statünün tanınmasına olanak sağlayan reformların ülkenin siyasi yapısında gerçekleştirilmesine bağlıdır.
 Bunun dışında hiç bir şey, sonsuza dek durağan bir şekilde devam edemez.”
Gösteriye katılanların sayısı az olsa da 1 Ağustos 2010 tarihinde Tebriz’de düzenlenen eylem , katılanlar pek fazla olmasa da, Tureç Atabeki’nin haklı olduğunu kanıtlamaktadır..

 E.Diplomat Orhan Ertugruloglu
Üzeyir Hacibeyli 125 yasinda

20. Yüzyilda yetismis ünlü müzik adami kompozitör Üzeyir Hacibeyli dogumunun 125. yilinda Azerbaycan’in baskenti Bakü’de bayram havasi içinde geçirilecegi ögrenilmistir. Türk ve Müslüman bir toplumun yüz aki olarak ilk opera eserini yazarak sahneleyen Üzeyir Hacibeyli adina yapilacak etkinlikler içinde onun 1904- 1917 yillari arsinda yazdigi  eserlerin tamaminin derlenerek sergilenecegi bir müze çalismasi halka tanitilacaktir. Türkiye’de yakindan bilinen eserleriyle taninan Üzeyir Hacibeyli Türk sanatseverlerce devlet tiyatro ve opera sahnelerinde izlenen “Arsin Mal Alan” ve “Meshedi  Ibat”adli oyunlarin ve bugün ulusal mars olarak bilinen Azerbaycan Milli Marsi’nin da bestecisidir.

AHCP ile Musavat Partisi Mecliste olasi seçimler için birlikte hareket etme karari aldi

Azerbaycan’da muhalefet partileri, AHCP ile Musavat Partisi Mecliste olasi seçimler için birlikte hareket etme karari aldi,

Agustos ayinin yedisinde bir araya gelen parti baskanlari Ali Kerimli ile Isa Gamber’in ortak karari AHCP baskan yardimcisi Fuat Gahramanli tarafindan basina açiklandi. Buna göre, her iki siyasi kurulus bundan böyle Ali Mecliste geçirilecek seçim protokol hazirliklarinda blok halinde karar çikarilmasi yönünde karar birliginde olduklari açiklandi. Iki partinin olusturdugu ittifakin ortak adi ise ya, AHCP- MUSAVAT yada, MUSAVAT-AHCP  olarak resmi kimlikle sunulacagi karara alindi.


AZERI DOGALGAZI IÇIN RUSYA YOLU DAHA GÜVENLI

Rusya'nin Azebaycan'dan alacagi dogalgaza ne kadar fiyat ödeyecegi konusunda bir açiklama yapilmazken, Gazprom Baskani Miller'den sürpriz bir yatirim açiklamasi geldi. Rusya, BP'nin Azerbaycan'daki hisselerinden bir kismina talip. Gazprom baskani Miller, böyle bir öneri olmasi durumunda bunu degerlendirebileceklerini söyledi. Miler, Azerbaycan dogalgazinin dünya piyasalarina en güvenilir ulasiminin Rusya üzerinden oldugunu herkesin kabul ettigini savundu.
Miller Azerbaycan'in Rusya'yi tercih etmesinin gerekçelerini de su sekilde siraladi: "Iki ülke arasindaki mesafe, transit bölgelerin olmayisi ve halihazirda var olan dogalgaz boru hatti altyapisi, Azerbaycan ile Rusya arasinda dogalgaz isbirliginin daha da gelistirilmesini her iki taraf için de ticari açidan son derece uygun kilmakta. Bu nedenle, Azerbaycan'in özellikle Rusya'ya gaz ithalatini artirmaya öncelik vermesinin nedeni oldukça açik. Bugün herkes Rusya rotasinin Azeri gazi için en güvenilir ve uygun hat oldugunun farkinda."
Avrupa Birligi, Rusya'nin by-pass edilmesini öngören Nabucco dogalgaz boru hatti için Azerbaycan'i önemli tedarikçilerinden biri olarak görüyor. Rusya ile Azerbaycan arasinda imzalanan anlasmanin Nabucco'nun yeterli dogalgaz bulabilmesi ile ilgili soru isaretlerini artiriyor. Rusya batili ülkelerin eski Sovyet ülkeleri enerji kaynaklari üzerinde rekabete girmesine endiseli. Stratejik oyunda basarili olmak isteyen Moskova, Türkmen ve Özbek dogalgazina yüksek rakamlar öderken, Azeri dogalgazini satis bedelinin üzerinde bir rakam ödemeye hazir.
Iki ülke Samur Nehri'nin korunmasi ve ortak kullanimi konusunda da bir anlasma imzaladi.

(CIHAN)
1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta