"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Haberler


AZERBAYCANLILARIN HEMREYLİK (DAYANIŞMA) GÜNÜ KUTLANDI

Azerbaycan’ın geleneksel olarak yaşattığı günlerden biri olan Dayanışma (Hemreylik) Günü her yılın 31 Aralık gününde kutlanmakta iken, yılbaşı etkinlikleriyle çakışması nedeniyle 24 Aralık günü akşamı büyükelçilik kabul salonunda yapıldı.

Azerbaycan Büyükelçisi Faik BAGİROV’un davetlisi olarak geceye katılan Azerbaycan sevdalıları oldukça anlamlı ve samimi bir ortamda birlikte olma fırsatı buldular.
Gecenin açılış konuşmasını yapan büyükelçi Faik BAGİROV, bugün gelişmiş dünya devletleri arasında saygın bir yere sahip olan  Azerbaycan’ın  her türlü potansiyele sahip olduğunu, özellikle ülkelerin kalkınmasında en önemli varlık olan, nitelikli insan varlığının Azerbaycan’ın en önemli kaynağı olduğunu belirtirken, dünyanın dört bir yanında yaşamakta olan bu değerlerin bugün Azerbaycan’ın yegane sorunu olan Karabağ’ın durumu ve işgal altındaki topraklarımızın kazanılması için güçlü bir diaspora yaratmaları ve konuyu her platformda gündemde tutmanın milli bir görev olduğunu söyledi.

Dayanışma gecesinin anlamını hikaye eden bir sahne çalışmasında ilkokul çağı öğrencilerin performansı katılımcılar tarafından ilgi ile izlenirken, Azerbaycan müziği eşliğindeki dans gösterileri beğeni ile izlenirken,gecede zarif ev sahipliği ile dikkati çeken bayan BAGİROV’un katkıları gözden kaçmadı.
Geceye katılanlar arasında, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Konya Milletvekili Mustafa KABAKÇI, Azerbaycan Kültür Derneği Genel Başkanı Cemil ÜNAL,eski İstanbul Milletvekili Şamil AYRIM, eski Turizm ve Kültür Bakanı İlhan AKÜZÜM, eski Iğdır Milletvekili Yücel ARTANTAŞ, eski Sanayi Bakanı Abdülkerim DOĞRU ve eşi Dr. Ayhan DOĞRU, Av.Sevil KENGERLİ, Tuncer KIRHAN ve eşi Mualla KIRHAN,Yaşar TEZEL,Ali ÇAYLAK, Nergiz ATAMAN, Prof. Dr. Nejat SAYAN ve eşi  Prof. Dr. Hanım HALİLOVA, Prof. Dr.Salih SULTANSOY, Prof. Dr.Aygün ATTAR, Doç. Dr. Tuğrul İSMAİL,Sayıştay 4. Daire Üyesi Cavit ERDOĞAN, heykeltıraş Sait RÜSTEM, Ressam Teymur AGALI, TÜRKSAM Başkanı Dr.Sinan OGAN,Mehmet TÜRKOĞLU, Iğdır Derneği Başkanı Enver TÜRKOĞLU,Bülent ARASLI, Ufuk Ülgen BAYKAL, Zarife HÜSEYNOVA,büyükelçilik mensupları ve çocukları ile çok sayıda üniversite öğrencisi ve medya temsilcileri bulundu. 

Azerbaycan' ın Ankara Büyükelçiliğini ziyaret...

9 Kasım 2010 tarihinde Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliğini ziyaret eden derneğimiz yönetim kurulu ve danışma meclisi başkanı, görevine yeni başlayan Büyükelçi Faik BAGİROV’a başarılar diledi.

Samimi bir ortamda geçen görüşmede, ev sahibi olarak ilk konuşmayı yapan Büyükelçi; 9 Kasım tarihinin kendileri için bir bayram olduğunu, Azerbaycan’da bugünün “BAYRAK GÜNÜ” olarak ilan edildiğini söyledi.
Dünyanın en yüksek ve en büyük ebatlı bayrağının, Cumhurbaşkanı İlham ALİYEV tarafından Bakü’de göndere çekildiğini söyledi.
Böylesine anlamlı ve güzel bir bayram gününde, Ankara’da bundan altmış bir yıl gibi, bir insan ömrü sayılan zaman diliminde, Azerbaycan davasını sürdüren Azerbaycan Kültür derneği yöneticilerini ağırlamaktan mutlu olduğunu ifade etti.
Büyükelçi BAGİROV, altını çizerek amaçlarının ve bugün Azerbaycan’da işbaşında bulunan hükümetin gerçek temennisinin bir gün mutlaka Azerbaycan bayrağını Karabağ’da ve Şuşa’da dalgalandırmak olduğunu söyledi.
Azerbaycan Kültür Derneği adına konuşan Genel Başkan Cemil ÜNAL ise, büyükelçiye başarı dileklerinde bulunduktan sonra bayrak konusuna değinerek; 28 Mayıs 1918’de Milli Azerbaycan Cumhuriyetinin simgesi olarak dizayn edilen ve o günkü parlamento binasına çekilirken, “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” diyen Mehmet Emin RESULZADE’nin ilke ve idealleriyle 27 Nisan 1921 tarihinde kızıl ordu tarafından kuşatılıp cumhuriyeti sona erdirildiğinde, yurt dışına çıkarıldığını, yanına aldığı tek şeyin bayrak olduğunu belirttikten sonra, ülkesinin adını verdiği “Azer” adlı çocuğunu Azerbaycan’da bırakırken yanında taşıdığı tek nesnenin bayrak olduğunu, yıllar sonra Ankara’ya dönüp, 1949 yılında  mücadelesini ateşleyeceği tek meşalesi olarak kutsal bir emanet gibi sakladığı bayrağı Azerbaycan Kültür derneği’ne teslim ettiğini ve nihayet1992 yılında bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan Cumhuriyetinin Ankara’da ki  büyükelçilik açılış merasiminde göndere çekilen bayrağın o bayrak olduğunu  ifade etmenin gururunu taşıdıklarını, bugün Azerbaycan’ın bayrak kadar Mehmet Emin Resulzade’ye de sahip olması gerektiğini söyledi.

Daha sonra samimi bir fikir alış verişi içinde geçen görüşme, elçilik şeref salonunda çekilen fotoğraf merasimiyle sona erdi. 

Genel Başkanımız ve Genel Sekreterimiz, TRT AVAZ' da Mehmet Emin Resulzade'yi Anlattı

Azerbaycan Kültür Derneği Genel Başkanı Cemil ÜNAL ve Genel Sekreter Tuncer KIRHAN,  TRT AVAZ’da yayınlanmakta olan “Türk Dünyasından İzler” adlı programda Mehmet Emin  RESULZADE’yi anlattı.

Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Kafkasya’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı kucaklayan Türk kültürünün farklı renk ve çizgilerini bir araya getiren TRT Avaz; başta Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi,Kazakça,Kırgızca, Özbekçe ve Türkmence dil ve lehçelerinden  örnekler verirken Türk Dünyasının ortak dinamikleri olan sanat ve siyaset adamlarının tanıtılmasına, yeni bilgiler edinilmesinde önemli bir görev üstlenmiştir.

Türk Dünyasının   ortak kanalı olma yolunda çalışmalarını sürdüren TRT Avaz’ın Kasım ayı içindeki çalışmalarına konu olan, 28 Mayıs 1918 tarihinde  Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuran Mehmet Emin RESULZADE konu edildi.

İki bölümde hazırlıkları sürdürülen ve çalışmaları Türkiye ve Azerbaycan’da devam edecek olan Mehmet Emin RESULZADE çalışmaları için onun kurduğu bir dernek olan Azerbaycan Kültür Derneği Genel Merkezi ev sahipliği yaparak elindeki tüm doküman ve arşiv belgeleriyle programa katkı sağladı. Format çekimlerde konuk olan derneğimiz genel başkanı Cemil ÜNAL ve genel sekreter Tuncer KIRHAN; Mehmet Emin RESULZADE’nin yaşamı, ilkeleri ve siyasi vizyonu konusunda bilgi aktardılar. 

Prof Dr. Hanım HALİLOVA' yı kutlamanın mutluluğu...

O bir özgürlük ve bilim fenomenidir.

Uzun zamandan beri görev yaptığı A.Ü.Ziraat Fakültesinde konusuyla ilgili başarılı çalışmalarıyla dünya çapında dikkat çeken Doç. Dr. Hanım Halilova Eylül 2010 tarihinde  fakültede açılan Biyo-Jeo-Kimya Bölümünde  profesörlüğe getirildi.

 

Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte derneğimizle iç içe olan Prof, Dr. Hanım HALİOVA, bilim dünyasında olduğu kadar, derneğimiz camiasında da  kendine özgü yeri olan, ismi gibi candan ve hanımefendidir. Onun akademik kariyeri bizleri çok mutlu etmiştir, çünkü uzmanlık alanı, Türkiye’de ilk olan  Biyo-Jeo- Kimya bilim dalı Türk tarımında önemle ihtiyaç duyulan    toprak-su ilişkilerindeki iyileşmeleri içermektedir.Sevgili hocamıza başarılar diler,kısa özgeçmişini okurlarımızla paylaşmak isteriz.
 
1990’lı yıllarda Azerbaycan’da başlayan bağımsızlık mücadelesinin her evresinde yer alan Hanım Halilova 1970 yılından itibaren Azerbaycan da ilk kadın mücahitleri arasında yer alır.
O’ Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuşması için mücadele veren değerli bir bilimci adamı olduğu kadar, kadın haklarının savunucusu,  örnek ve öncü olabilecek gerçek bir Türk kadınıdır.
Onda, Türk  kurtuluş savaşının kadın kahramanlarında var olan vatan aşkını görürsünüz. Hanım Halilova bir kadın fenomenidir.
Çünkü,tüm hayatı mücadele içinde geçmiştir. Gençlik yıllarında kavradığı ve bir ideal olarak büyüttüğü Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda verdiği mücadele onun kişiliğinde önemli bir etmendir.
1988’ de başlayan mücadele aşkını meydanlara taşıyan ve feyz aldığı önderleri vardır.
Onun için Mehmet Emin Resulzade ve  Ebulfez Elçibey gerçek bir idoldür. Siyasi donanımıyla bütünleştirdiği kişiliğinde en belirgin değerler olarak abideleşen Atatürk sevgisi, Türkiye ve Türk Dünyası  gibi erişilmesi güç olmayan hedefler vardır.
Azerbaycan’ın en sıkıntılı günlerinde, Azerbaycan Kadın Hukuku Müdafaa Cemiyeti içinde aktif ve ateşli bir lider gibi yer alır.
20 Ocak 1990’ da Rus Tankları Bakü’ ye girdiği zaman kadınların önünde o ve arkadaşları vardır.  Sovyet tanklarına karşı protesto yürüyüşünün ön saflardadır..

Bağımsızlık mücadelesini yürüten cemiyetin başkanı olan Prof Dr. Dilara Aliyeva’nın suikast sonucu öldürülmesiyle bu göreve getirilir. Onun gerçek bir mücadele kadını olması, Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermenilere karşı Vatanı savunmak için Askeri Kadın Birliklerini kurması ve onları milli mücadele yolunda örgütlemesiyle başlatır.

O’ bağımsızlığa gidecek yolda anneleri yani kadınları önemli bir potansiyel olarak görür. Çarpışmalarda bir çok Azerbaycanlı Türk kadını şehit olsa da mücadelesine devam eder.

Elçibey’in devlet başkanlığı ve sonrası dönemlerde onun siyasi danışmanlığını yapar.
1994’ teki siyasi kriz nedeniyle Azerbaycan’ı terk ederek Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünde öğretim üyesi olarak göreve başlayan Doç Dr. Hanım Halilova başarılı araştırma ve çalışmalarıyla kısa zamanda kendini gösterir.
2001’de “ Mracaylo, Venezuella.” isimli makale ile TÜBİTAK tarafından  ödüllendirilen Halilova’nın 8 bilimsel eseri, 160’ dan fazla makalesi ve 5 kitabı vardır.
Türkiye’deki çalışmaları sırasında, Azerbaycan Kültür Derneği’nin bir parçası olarak  Azerbaycan’ın sorunlarını Türkiye’deki üniversiteler, kurumlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşu tarafından düzenlenen toplantı ve konferanslarda anlatır.

KKTC’ nde, Fransa’ , Almanya , Hollanda, Belçika, Avusturya, İngiltere, A.B.D. ve Rusya’da  panel ve konferanslara katılırken,Türk kamu oyunca da tanınmayı başarır.
Çalışmakta olduğu Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Profesörlüğe yükselen değerli dostumuz derneğimizin sevgili hanımefendisi, Prof. Dr. Hanım Halilova’yı başarısından ötürü kutlar, sağlık ve mutluluklar içinde bir ömür sürmesini dileriz.

Bakü'nün Ermeni Isgalinden Kurtulması

15 Eylül 1918  tarihinde Türk Islam Ordusu Azerbaycan’a girerek Bakü’yü  Ermeni Isgalinden kurtarmasinin üzerinden 82 yil geçti.

28 Mayis 1918’de Mehmet Emin Resulzade tarafindan kurulan Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin varligini kabul edemeyen Kizil ordu güdümündeki Ermeni çeteleri Bakü olmak üzere Karabag bölgesini tedrici olarak isgal etmislerdi.
Bu isgal ve katliamlar karsisinda sikinti yasayan kardes Azerbaycan Cumhuriyeti yöneticileri Osmanli yönetiminden acil yardim talebinde bulunur.
Osmanli yönetimi aldigi kararla, Genel Kurmay Baskan Vekili Enver Pasa’nin kardesi Nuri Pasa komutasindaki Türk Islam Ordusunun Azerbaycan’a gönderir.

Nuri Pasa komutasinda ki  Türk Ordusu 15 Eylül 1918 tarihinde kardes Azerbaycan’a girer. Isgalci güçlerle yapilan çatismalar sonrasi, Agsu, Göyçay, Kürdemir, ve Samahi gibi bölgeler kurtarilir. Iki aylik süren çatismalar ve ilerlemelerle Agustos basinda Türk Islam ordusu Bakü’ye girmeyi basarir.
general Mürsel Pasa komutasindaki ordu Bakü’yü kurtarir. Daha sonra yapilacak olan, Türk Kurtulus Savasi sirasinda da önemli görevler üstlenen, Mürsel Pasa’ya Atatürk tarafindan Bakü ismi soyadi olarak verilir.
 Türk Islam ordusunun bir süre Azerbaycan’da kalarak güvenligi saglar. Türk ordusunun geri dönmesinden sonra, Azerbaycan yeniden isgal tehlikesiyle karsi karsiya kalacak ve 27 Nisan 1920’de Milli Azerbaycan Cumhuriyeti bu defa yine Kizil ordu tarafindan isgal edilirken, demokratik milli cumhuriyet yetmis yillik  bir esaret yasayacaktir.
Bu uzun esaret ve Çeka adli Komünist katliam,ülkede aydinlari katletmekle bir sey elde edemeyecek,  vatan ve millet sevdasini Azerbaycan Türklerinin yüreginden silemeyecektir. Bes aydan fazla süren bir zaman diliminde  binden fazla sehit veren Türk ordusu Azerbaycan’i tamamen kurtarir.
Bir baska adiyla Kafkas Islam Ordusu’nun bu harekati Azerbaycan ve Türkiye açisindan siyasi, askeri ve sosyal  katkilari ve neticeleri olmussa da, en önemli  katkisi, bugün itibariyle yasanan ve tarihi degerler üzerinde bina edilen bir güç olarak, Türkiye ve Azerbaycan halklari arasindaki dostluk ve kardesligin sarsilmaz degerlerle var olmasidir. Çünkü ne Azerbaycan Türkiye için, nede Türkiye Azerbaycan  için dost devlet degil, bizatihi kardes iki devlet anlayisi ile ebedi var olacaktir.
 Azerbaycan ile Türkiye arasindaki  iliskiler, böyle bir pencereden ortaya koyularak hadiselerin dogru okunmasi gerekmektedir.
 Bu düsünce ve anlayisla  diyebiliriz ki;
- 15 Eylül 1918 bir devletin, kardes bir devletin zor gününde yaninda oldugu gündür.
- 15 Eylül 1918 Ermenilerin Türklere karsi yaptigi vahsetin ne ilki nede sonuncusudur, sadece tescilidir.
- 15 Eylül 1918 Türk’ün Türk’ten baska dostu olmadiginin kanitidir.
- 15 Eylül 1918 “BIR MILLET IKI DEVLET” anlayisinin taçlandigi bir tarihtir.
   
Bakü’de ki sehitlikte yatan Türk askerlerini ve Cebeci Asri mezarlikta yatan Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu ölümsüz insan Mehmet Emin Resulzade’yi rahmet ve minnetle aniyoruz.
1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta