header


Basından seçtiklerimiz
blue
Tekin - Ermeniciler
Tekin - Hocalı
Özdağ - Ermeni Psikolojik Propagandası
Anadolu da bizimdir - Orxan ARAS Almanyadan yazıyor

green bullet
Mustafa K. Atatürk M. E. Resulzade
Ebülfez Elçibey

Menu:

  • Ana Sayfa
  • Dernek Hakkında
  • Kuzey Azerbaycan
  • Güney Azerbaycan
  • Karabağ
  • Kültür
  • Türk Dünyası
  • Dergi
  • Ermeni Sorunu
  • Dernek'ten Haberler
  • Bağlantılar






right blue

2 Günde 9 ŞEHİT

Bölücü terör, küçük ve büyük patronlarının talimatları doğrultusunda kan akıtmaya ve can almaya devam ediyor. Richard Myers ve Barzani'nin birbiri ardına meydan okumaları ile eş zamanlı olarak PKK terörü 2 günde 9 genç mehmet'in canını aldı. Devletin düzenini, ülkenin toprak bütünlüğünü, milletin birlik ve beraberliğini ortadan kaldırmaya yönelik bu hain ve şereften mahrum terörü lanetliyor, şehitlerimizi rahmet ve milletle anıyoruz.
 

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ VE ‘KELLE'!
Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Elimde 10 Mart 2007 tarihli (Cumartesi), ‘Today's Zaman' var. Bu gazetenin ilk sayfasında, PKK terör örgütünün başı Öcalan için, ‘Kürdistan İşçi Partisi'nin tutuklu lideri' ifadesi kullanılmış… İngilizce çıkan bu gazetenin künyesinde, sahip olarak Feza Gazetecilik AŞ geçiyor ve iletişim adresi olarak da İstanbul/Yenibosna'daki bir adres veriliyor.

Gazetenin, A. İ. Aydın ve E. B. Altıntaş imzalı, İstanbul ve Paris mahreçli bu haberini değerlendirmek gerekir.

Türkiye'de 35 binin üzerinde hayatın kaybedilmesine ve 100 milyar Amerikan Dolarının çok üzerinde bir paranın heba olup gitmesine yol açan PKK terör örgütünün ‘Kürdistan İşçi Partisi' olarak görülmeye devam edilmesi ne kadar doğrudur? Bu bakışın, Türkiye'den yapılan ve yabancı kamuoyunu hitap eden bir gazetede yer almasının, ayrıca bir anlam ve değer ifade edeceği şüphesizdir.

PKK'nın bir terör örgütü olduğu ve Abdullah Öcalan'ın da bu örgütün başı olduğu, Türk iç hukukunda mahkeme kararıyla hükme bağlanmış ve bu, 1998 yılında Suriye ile imzalanan Adana Protokolü ile Şam tarafından da kabul ve ikrar edilmiş iken, bu örgütten hala ‘Kürdistan İşçi Partisi' ve başından da ‘lider' olarak söz edilmesi ve yazılması, ne kadar doğrudur! Bu, yargılanmış ve mahkum edilmiş olduğu için, eylemlerinin suç teşkil ettiği açıkça ortaya çıkmış, yasa dışı bir örgütün ve örgütün başının övülmesinden başka bir şey olmasa gerekir. 35 binden fazla canın kaybedilmesine ve Türk halkına ait 100 milyar Amerikan Dolarının çok üzerinde bir paranın heba olup gitmesine neden olmuş bir terör örgütünden ‘parti' ve bu örgütün başından da ‘lider' olarak söz edilmesi, kabul edilemez.

Çünkü böyle bir bakış açısı, örgütün eylemlerine başladığı 1984 yılından bu yana cereyan etmiş hadiseleri görmezden gelmek demektir.

Diğer taraftan, Türkiye'nin PKK terör örgütüne verilen dış desteği kesmek için ilgili ülkeler nezdinde çaba sarf ettiği ve bu durumdan şikayetçi olduğu bir durumda, uluslar arası kamuoyuna hitap eden söz konusu gazetedeki ifadeler, hem bu çabayı sekteye uğratacaktır, hem de Türkiye için bir çelişki olacaktır.

Bu bağlamda değinilmesi gereken bir diğer konu da, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2000 yılında, yurt dışında bir radyoya verdiği beyanatta geçen ifadelerdir. Bir süredir, bu beyanatta geçen ifadeleri televizyon ekranlarında görüntüler eşliğinde dinliyoruz. İzlediklerimizde, vurgu, daha çok PKK terör örgütünün başı için ‘Sayın' kelimesini kullanmasına yapılıyor. Ama Erdoğan'ın bu beyanatında geçen bir başka kelime var ki, bana göre bu daha dikkat çekicidir.

Erdoğan diyor ki, ‘Sayın Öcalan, şu anda düşüncelerinin değil, almış olduğu kellelerin hesabını veriyor.' İşte ‘sayın' kelimesine göre dikkat çekici olduğu düşünülen kelime, Erdoğan'ın kullandığı ifadede geçen ‘kelle' kelimesidir. Bu kelime ile neyin nasıl kastedildiğine açıklık getirilmesi gerekir. Bu kelime, bana göre, ‘sayın' kelimesinden daha önemlidir.

Daha önce de ifade edildiği üzere, PKK, bir terör örgütüdür ve Abdullah Öcalan da bu örgütün başıdır. Türk iç hukuku ve Adana Protokolü, bunu söylemektedir.

Peki bu örgüt ve başı, kimi silahla karşısına almış ve kime silahla karşılık vermiştir? Polise, askere, öğretmene, imama, ebeye… Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne, Türk halkına hizmet eden kim varsa, onları silahla karşısına almış ve silahla onlara karşılık vermiştir. Bunun sonucu olarak da, polis, asker, öğretmen, imam, ebe ve bu devlet için çalışan diğerleri şehit olmuştur. Dikkat buyurunuz, Erdoğan, bu ülkenin bölünmez bütünlüğü için vücutlarını siper edip şehit düşenler bu insanları kastederek ‘kelle' diyor. Abdullah Öcalan için kullandığı ‘aldığı kellelerin hesabını veriyor' ifadesinin içinde yer alan ‘kelle' kelimesini başka türlü anlamak mümkün mü?

Siyaset, bir sevda işidir. Biz öyle biliyoruz. Bu sevdanın adı da, vatan ve millet sevgisidir. Siyasette vatan ve millet sevgisi ile yola çıkılır. Amaç ve hedef, vatanı bayındır kılmak, milleti refaha ve varlığa kavuşturmak, ülkeyi de dünya milletler ailesi içinde daha güçlü ve daha saygın bir noktaya taşımaktır. Fakat siyaseti, benzetmede hata olmaz bir ‘kap-kaç' gibi görenler de var. Bunlar, gerçekte günü yaşarlar ve yine gerçekte sadece kendileri ile yandaşlarını düşünürler. Bunların gelecek kaygıları da yoktur. Şimdi söyleyeceklerinin ve yaptıklarının gelecekte kendilerini bağlayacağını düşünmezler. Bunlar, 2000 yılındaki söz konusu beyanatın bende neden olduğu çağrışımlardır.

Milli ve coğrafi bütünlüğümüz için gövdelerini siper edip bu uğurda canlarını veren şehitlerimiz kast edilerek ‘kelle' kelimesi kullanılmıştır. Ve bu ifadeyi kullanan kişi, maalesef Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Başbakanlık koltuğunda oturmaktadır.

Değinilen iki konunun ne anlama geldiğini okuyucunun ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Bu iki konu, Türkiye'de iç tehdidin geldiği noktanın anlaşılması bakımından önemlidir diye düşünüyorum.

19 Mart 2007

(www.habusulu.com)

Azerbaycan Kültür Derneği, Ankara, 2006