Musavat Partisindeki açlık grevine destek,
Sayın
İsa GAMBAR
Müsavat
Partisi Genel Başkanı
Azerbaycan
kamu oyunu yakından ilgilendiren ve Türkiye kamu oyunda da
bilinen şekliyle, Müsavat partisi yöneticileri ve taraftarlarına
uygulanan muhasara ve hukuk dışı uygulamalar endişe ile
izlenmektedir.
Uzun
bir süreden beri tutuklu bulunan partiniz icra kurulu üyesi sayın
Arif Hacılı ve onun gibi demokrasi ve insan haklarına gönül
veren arkadaşlarınızın hukuk dışı nedenlerle tutuklu bulunması
demokrasi açısından bir ayıp olduğu inancındayız.
‘2
Mart Tutukluları’ olarak bilinen arkadaşlarınızın haklarını
müdafaası, partiniz, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve
duyarlı Azerbaycan halkının meydanlara yansıtması eylemi
demokratik bir tepki mekanizmasıdır. Bu şekliyle gündeme
getirilen arkadaşlarınızın farklı bir eylemle partiniz
bünyesinde başlattıkları açlık grev eylemleri yine insani bir
hak arayışı olarak değerlendirmekteyiz. Bu anlamlı eyleme
katılanları şahsınızda tebrik ederken,desteklerimizi ve
selamlarımızı iletmenizi talep ediyoruz.
Sayın
Başkan,
Söz
konusu tutuklamalar içinde bulunan partiniz icra kurulu üyesi sayın
Arif Hacılı’nın devlet başkanı sayın İlham Aliyev’e bir
özveri anlayışı ile başvurusunu basından öğrenmişken, bu
insani davranışından dolayı kendisini tebrik ediyoruz.
Bugün
bir dünya devleti olma yolunda ilerleyen Azerbaycan’ın artık
büyük bir konsensüs içinde çaba göstermesi ve dünyaya entegre
olması için, öncelikle insan hakları, düşünce hürriyeti ve
muhalefet gerçeğini nazara alması gereği vardır. Çünkü
demokrat olmanın tek yolu iktidarların karşısında muhalefetinde
var olmasıdır.
Azerbaycan’da
yirmi iki yıl önce kazanılan bağımsızlıkla önemli mesafeler
alındığı bir gerçektir. Ancak güçlü devlet olmanın bir başka
şekli, yönetenlerin vatandaşların eşit şartlarda yönetilmesi
ve eşit paylaşımından geçmesiyle ölçülmekte olduğu gerçeği
vardır.
Azerbaycan
Cumhuriyetini yönetenlerden beklenen; 94 yıllık tarihi
geçmişlerine baktıklarında gururla yad edilecek şanlı bir 28
Mayıs 1918 tarihli milli ve demokratik cumhuriyetin ilkeleri
olmalıdır.
Yakın
günlerde kuruluşu idrak edilecek olan İstiklal günü
münasebetiyle bir af çıkarılmasıyla Azerbaycan halkı ile
gerçek manada kucaklaşmanın olacağı ve çok şeyin aşılacağı
inancındayız.
Bu
dilek ve temennilerimizle şahsınızda 28 Mayıs’ın Azerbaycan
halkına ve partiniz üyelerine hayırlara vesile olmasını dilerim.
18.5.2012
Saygılarımla,
Cemil
ÜNAL
AZERBAYCAN
KÜLTÜR DERNEĞİ ve
BAK-TÜRK
FEDERASYONU GENEL BAŞKANI
DERNEĞİMİZ KADINLAR KOLUNUN BAHAR ÇAYI...
Azerbaycan Kültür Derneği Kadınlar Kolu tarafından düzenlenen ‘Geleneksel Bahar Çayı’ başarılı bir organizasyonla gerçekleşti.
29.Nisan 2012 tarihinde Ankara Büyük Sürmeli Otelde 250 kişilik bir katılımın sağlandığı bu etkinliğe, üyelerimizin yanı sıra farklı kurum ve kuruluşlardan davetlilerde büyük ilgi gösterdi.
Eskişehir MHP Milletvekili Ruhsar Demirel,Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Baş.Canan Güllü,Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Av. Sema Kendirci ,Kadın Statüsü eski Genel Müd.Narınç Ataman ,Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti Eş Başkanı Prof. Hanım Halil ova,Derneğimizin Bursa Şube Başkanı Handan Askeran Ton, Fatoş Türk (eski devlet bakanlarımızdan Hikmet Sami Türk’ün eşi) Zemine İbrahimoğlu ( Nahcivan eski başbakanlarından Bican İbrahimoğlu’nun eşi ) Kars Vakfı Kadınlar Kolu Üyeleri , Türkiye’de TRT ve Üniversiteler başta olmak üzere farklı kurumlarda görev yapan çok sayıda Azerbaycanlı dostlarımızın katılımı derneğimiz nezdinde memnuniyet yarattı.
Kadınlar Kolu Başkanı Nesrin Ünal farklı kurum ve kuruluşların desteğine teşekkür ederek ve konukları takdim ederek başladığı açış konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü;
‘1949 yılında kurulan Azerbaycan Kültür Derneği 63 yıldan bu yana amaç ve hizmetlerini Anadolu Türklüğü ile birlikte ortak duygu ve hedefler yaratarak sürdürmektedir. Özellikle Kadınlar Kolu tarafından Türkiye’deki Kadın Kuruluşları ile sağlanan iletişim ve işbirliği zemini Azerbaycan’daki Kadın Kuruluşları için birçok buluşmanın ve yararlı projeler gerçekleştirmenin imkanlarını yaratmıştır. Derneğimizin bu öncü ve önemli misyonu son yirmi yılda yapılan çalışmalara farklı bir ivme kazandırmıştır.
Bu anlayış içinde Azerbaycan ve Türkiye’de Kadın haklarının gelişmesi, kadın sorunlarına karşı çözüm sağlayıcı çalışmaların gerçekleştirilmesi için ortak birçok ulusal ve uluslar arası proje uygulanmıştır.’
Dünyada ve ülkemizde kadına yönelik şiddetin arttığına dikkat çeken Nesrin Ünal Derneğimiz tarafından üç yıl süreyle Ankara, Bursa ve Kars’ta uygulanan aile içi şiddetle mücadele amacı ile sürdürülen ‘Eğitim Projesine ‘değinerek bu çalışmalar sürecinde edinilen deneyimleri kısa notlar altında konuklarla paylaşarak; bu konuda sosyal sorumluluk ve duyarlılığın paylaşılması gerektiğine dikkat çekti.Konuşmasının son bölümünde 24 Nisan Sözde Ermeni Soykırım Yalanına yer veren Ünal şunları ifade etti;
’24 Nisan tarihinde ABD Büyükelçiliği önünde Derneğimiz tarafından yapılan’ Basın Açıklaması’ bu tarihte farklı ülkelerde sergilenen mesnetsiz ,haksız tüm açıklama ve uygulamalara ; tarihi gerçeklere dikkat çekerek en doğru biçimde cevabını vermiştir.Devlet politikalarına yakışmayan bu pespaye ve iki yüzlü tavrı uluslararası çıkar ilişkileri içinde irdeleyebiliriz.
Ancak ülkemizde bu konuda birtakım guruplar tarafından sergilenen yandaş tutumu anlamak ve içine sindirmekte zorlanıyoruz.Şimdi sözüm bu guruplaradır;Yıllardan beri masumiyetin ve mağduriyetin sembolü olarak meydanlarda yanında yer aldığınız kimliklerin acısı ve kaybı bu ülkede hiç kimseyi kayıtsız bırakmamıştır . Ama sizler, Asala Terör Örgütü tarafından kurşunlanan 42 diplomatımızın hangisin eşinin adını biliyorsunuz?
Birini Dünya Savaşında Kars’ta, Iğdır’da, Van’da, Erzurum’da ve daha birçok yerde işgal kuvvetleri ile işbirliği yapan ermeni komitacıların katlettiği binlerce insanımızdan hangisinin adını biliyorsunuz?
Ya da daha yakın tarihe gelelim 20 yıl önce dünya ajansları tarafından yayınlanan Hocalı Soykırımın yarattığı utanç fotoğrafları içinde Ermeniler tarafından işkencelerle öldürülen hangi masum çocuğun adını biliyorsunuz? Uluslararası tüm anlaşmaları hiçe sayarak Azerbaycan’ın topraklarını işgal eden Karabağ’dan koparılan,bir milyon insanın yıllardır süren dramı hiç ilginizi çekti mi?
Bütün bu soruların tek bir cevabı var insan hakları adına sergilediğiniz tutum ve inançlarınızda uyguladığınız kriter ‘Türk olanın acısına ortak olmamaktır’Ne yazık ki birtakım gurupların bu güne kadar sergilediği tek yanlı tutum bizlere bunu ispatlamıştır.
Nesrin Ünal Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının en kısa zamanda yeniden kazanılması ve Azerbaycan –Türkiye dostluğunun,kardeşliğinin daim olması dilekleri ile konuşmasını tamamladı.
Kadınlar Kolu ‘Bahar Çayı ‘programı Ezgi Adıgüzel tarafından okunan Arif Nihat Asya’nın BAYRAK şiiri ardından,Türk bayrakları ile oynanan Hoş gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa marşı ile salonda milli bir coşku yaratarak başladı.Azerbaycan müziği eşliğinde konuklarımızın anlamlı saatler geçirdiği bu etkinliğe,sanat ve kültür zenginliklerinin yansıtıldığı bölümler ayrı bir zenginlik kattı.
Azerbaycan halk danslarının güzel örnekleriyle sahne alan halk dansları gurubunun hocası ve solisti Gülçehre Sarısu Sangu,Aykut Yaşartürk, Ezgi Adıgüzel ve Reyhan Ünal Çınar, sesi ve sahnesiyle coşku yaratan Gökhan Erol ve orkestrası ,Azerbaycan musikisinin başarılı orkestrası Muharrem Tekin,Deniz Musabeyli,İskender Güzeldere,Tuncay Baytimur’ başarılı programları ile konukların beğenisi kazandı .Azerbaycan Kültür Derneği olarak onlara ve bu organizasyonu gerçekleştiren;
Yönetim Kurulu Üyelerimizden Dr.Ayhan Doğru, Av.Sevil Kürşat Kengelli, Güler Aydın’a ,Kadınlar kolu üyeleri ;Birsen Sayan,Bahriye Ketrez,Serpil Yazar,Müşerref Atasever,Keriman Açıkgöz,Nilgün Erol,Filiz Önal,Nurten Yılmaz,Ayşegül Ketrez Güçlüoğlu,Gülten Cengiz,Ufuk Baykal Ülger ,Yüksel Tekinbaş ,Mualla Kırhan,Gülsen Atasever, Songül Gümüş ve Nesrin Ünal’a ;Derneğimizin etkinliklerinde daima katkı sağlayan Ayşin Sayan,Hatice Güvensoy ve Nergiz Karahanlı,Zarife Hüseyinova,Könül Şamilkızı hanımefendilere,Bursa Şube Başkanımız Handan Askeran Ton ve katılan tüm konuklara teşekkür ederiz.(Fotoğraflar: Mualla KIRHAN)
MİLLİ AZERBAYCAN CUMHURİYETİ 92 YIL ÖNCE İŞGAL EDİLDİ.
Azerbaycan'da yoktan bir millet, kültür ve dil yaratarak Türk dünyasında bir ilk olan çağdaş bir cumhuriyet kuran Mehmet Emin RESULZADE ve arkadaşları, 'Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez' mefküresiyle yola çıkan kahramanlardı.
Ne yazık ki 27 Nisan 1920 tarihinde emperyalist Kızıl ordu cumhuriyeti işgal ederek milleti 70 yıllık bir esarete mahkum etti.
Bu büyük faciayı emperyalistlerle elele vererek kurutuluş günü gibi ananları ve işgalci zihniyetleri nefretle kınarken, işgalin 92. yılında Milli Azerbaycan cumhuriyetini kuranları rahmet ve minnetle anıyoruz.
Milli Azerbaycan Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı mehmet Emin RESULZADE ve arkadaşları muhaceret yıllarını geçirdiği ikinci vatanı Ankara'da ATATÜRK'ün kabrini ziyaret ederken.
24 Nisan Sözde Ermeni Soykırım Yalanı ABD Büyükelçiliği önünde protesto edildi
Azerbaycan Kültür Derneği tarafından organize edilen toplantıya KAMU-SEN’i temsilen Türk Eğitim-Sen Sendikası Genel Başkan Yardımcıları M.Yaşar ŞAHİNDOĞAN ve Sami ÖZDEMİR, BAK-TÜRK federasyonu Genel Başkanı Cemil ÜNAL, Azerbaycan Kırım İnsan Hakları Derneği Genel Sekreteri Selçuk ÖNAL, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı Yüksek Haysiyet Divanı Başkanı Özcan AYDIN, İstanbul Azerbaycan Kültür Derneği Başkanı Necati OKUT, sivil toplum kuruluşları üyeleri, çok sayıda vatandaş ve basın temsilcisinin katılımıyla gerçekleşti.
Basına açıklama yapan A K D Genel Sekreteri Tuncer KIRHAN, Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, ülkesindeki cumhurbaşkanlığı ön seçim sonuçlarının iyi gitmemesinden etkilenerek, 24 Nisan günü Paris’te yapılan bir soykırım etkinliğine gayretli bir cumhurbaşkanı olarak katılmasını kınadığını ve demokratik bir ortamda siyasetin bu kadar pespayeleştiğine tanık oluyoruz dedi.
Tuncer KIRHAN, daha sonra basına şöyle açıklamalarda bulundu.
‘’Hemen her yıl 24 Nisan tarihinde dış politikamızda belirgin bir sıkıntının yaşandığı malumunuzdur. Acaba bu 24 Nisan tarihinde ABD başkanı, ‘Soykırım’ olmuş mu diyecek, yoksa olmamış mı diyecek diye yaşanan paradoks adeta Türkiye üzerinde potansiyel tehdit olarak bilinen Demokles kılıcı gibi durmaktadır.
Bildiğiniz gibi sayın Obama, 24 Nisan olayları konusunda, geçtiğimiz yıl önceki başkanlardan farklı bir söylemle; ‘Büyük felaket’ demişti de ne olmuştu? Hiç bir şey.
Asırlık geçmişi olan tarihi olaylara ışık tutmak,yaşandığı döneme ait kayıt ve belgeleri, dünya kamuoyunun gündemine taşımak tarihçilerin görevi iken,siyasetçilerin bu konular üzerinden politika yapmalarını anlamanın zorluğu burada net olarak anlaşılmaktadır.
Şartlar ne olursa olsun, tarihi olayların sorgulandığı, onun hakkında karar verecek olan yer siyasi organlar olmaması gerekir.
Durup dururken, her 24 Nisan tarihinde politik kazanç sağlamak isteyen Ermeniler, “Sözde Soykırım” oyununu, bir takım politik araçlarla gündeme getirmeği kendilerine amaç edinirken, böyle bir oyuna alet olan yönetimler ve siyasi kurumlarda, ne yazık ki bu olayların içerisinde rol almaktadır.
Kabul etmemiz gerekir ki, geçmişimizle ilgilenmeyip, suçlamalar karşısında savunma mekanizmalarını çalıştırmaktan öteye gidememekteyiz. Medyada tartışılan konuların onda biri kadar, bu meseleyi üniversite ve basın yayın organlarında ele alabilseydik,etkili bir diaspora da bizim olurdu.
Ne yazık ki, insan hakları diyerek, ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ diye bağıranlar Ermeni diasporasının gelişmesine yardımcı olmaktadırlar.
Oysa, demokratik hak savunucusu devletler ve insan hakları savunucusu kuruluşlar, daha dün gibi hatırlarda olan Karabağ’da, Hocalı’da ki katliamları kimlerin yaptığını bilseler kimin haklı kimin haksız olduğunu anlayacaklardır.
24 Nisan masalı diye bilinen düzmecelerin tamamı, 1916 yılında, İngiliz savaş karargahı propaganda bürosu tarafından hazırlatılarak dünyaya dağıtılan ‘Mavi Kitap’ adlı uydurma rapor, muhtelif telgraf ve belgeden oluşan aldatmalardan ibarettir.
İşin daha da vahimi, Ermeni tezlerini destekleyen bilim adamları ve araştırmacılara ait görüşlerin tamamı bu ‘Mavi Kitap’ üzerinden yola çıkmaktadır.
Birinci dünya savaşı başladığı yıllarda, Ermeniler, 800 yıl yaşamlarını paylaştıkları Türk’lerle devletin önemli işlerlini birlikte yürütürken, ne oldu da birden bire işler kötüye gitti.?
Ne zaman ki; Osmanlı devleti zayıflamaya başladı, o zaman batılı ülkelerin müdahalesiyle karşılaşıldı.10 Ağustos 1920 tarihinde, Osmanlı Şurasına imzalatılan ve içinde Ermeni devleti kurdurma dayatması olan Sevr anlaşması,‘Çılgın Türklerin’ muhteşem zaferiyle sonuçsuz kalınca,Ermeni ve yandaşlarını çileden çıkaracaktı.
Bundan sonra ne yapılabiliri düşünen Ermeniler, İngiliz ve Rus himayesinde başlattıkları maceralarına, tehcir olaylarıyla ilgili 24 Nisan tarihli bir masal yaratarak hak talep etmeye başladılar.
1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren, çeşitli ülkelerde yerleşik olan Ermeni gurupların, Türkiye aleyhine başlattıkları karalama kampanyaları ile varlık gösteren Ermeni sorunu, 1973’ten sonra Türk dışişleri görevlilerine yapılan seri katliamlarla ‘Kanlı Ermeni Terörizmi’ne dönüştü.
Amaç,Türkiye’ye karşı planlanan, ‘Dört T’ planı çerçevesinde, sözde bir soykırım yapıldığının kanıtlayarak Türkiye’den tazminat ve toprak talep edilmesidir.
Bu gün dünya kamu oyunu ilgilendiren bu mesnetsiz olayların geçmişine bakıldığında, Ermenilerin tarih sahnesinde hiçbir dönem bağımsız bir devlet olmadıkları kendi bilim adamları ifade etmektedir. 1071’de Türk hakimiyetine giren Ermenileri Bizans zulmünden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkı tanıyan Selçuklu Türkleri olurken, 1453’ sonrası patrikhane açılmasıyla inanç özgürlüğüne kavuşan Ermeniler, askerlik ve bazı vergilerinden muaf olma gibi imkanlara sahip olmuş, padişah tarafından ‘Millet-i Sadıka’ olarak taltif edilirler.
Tarihte bir Ermeni devletinin kurulması ilk defa 1828 tarihinde Rusya’nın 60 bin asker karşılığında Azerbaycan toprağı olan İrevan hanlığını yurt olarak vermekle başlayıp,daha sonra Zengezur bölgesi de hediye edilmiştir.
Demek oluyor ki; Ermenilerin, yalnız Anadolu’da değil, Türk dünyasına karşı kışkırtılmasının ardında dün Rusya vardı, bugün de sözde Karabağ sorununu çözecek olan MİNSK Gurubu eş başkanı yine Rusya’dır.
1915 olaylarının üzerinden geçen 97 yıla rağmen, Ermeni diasporası ve Ermenistan devlet adamlarının bu mücadeleden istifadeleri vardır. Çünkü sorunun çözümü için hiçbir şekil ve yöntem kabul etmemektedirler.
İddia edildiği gibi bir soykırım yapılıp yapılmadığı konusunda, bugün somut tezlere ihtiyaç vardır.
Bunu destekleyecek belgeler arşivlerde mevcuttur. 100 yıla yakın geçmişiyle sorunların aydınlanması için öncelikle Ermenistan’ın yaklaşımına ihtiyaç vardır.
'' diyerek isteklerini şöyle sıraladı.
-Türkiye ve Ermenistan tarihçilerinden oluşan bir komisyon kurulmalıdır.
-Çalışmaların sağlıklı yürütülmesi için UNESCO gibi tarafsız mekanizmalara ihtiyaç vardır.
-Arşivlerin açılması yönünde uluslar arası düzeyde teminat verilmelidir.
-Ermeni arşivlerinin yanı sıra, Boston’da ki Zoryan Enstitüsü arşivleri de açılmalıdır.
-Uluslar arası kuruluşları etkileyecek, gerçekçi çalışma yapabilen sivil toplum kuruluşları faaliyete geçirilmelidir.
- Başta ABD olmak üzere batılı demokrat ülke siyasileri önyargıdan uzak, bilim adamlarının çalışmalarına imkan tanımalıdırlar.
- Bölgede barışın tesisi için, müttefikimiz ABD kongresi ve sayın Obama’yı sağduyulu olmaya davet ediyoruz.
-Karabağ sorununu çözmek isteyen, MİNSK grubun eş başkanlarının,Ermeni yanlısı politikalardan vazgeçmeleri ve işgal altındaki Azerbaycan toprakları koşulsuz olarak boşaltması talebimizi yineliyoruz.’’ Diyerek konuşmasını tamamladı.
31 MART 1918 TARİHLİ SOYKIRIMI LANETLİYORUZ.
Azerbaycan tarihinin en kara sayfası olan 31 Mart 1918 tarihli soykırımın 94. yılında olayları bir süreç halinde yürüten emperyalist anlayışları lanetliyoruz.
94 yıl önce Rus ve Ermeni işbirlikçilerin 94 yıl önce bugün 30 bin Azerbaycan Türk’ün katletmelerinin aynısı,26 Şubat 1992 tarihinde de Hocalı’daki olayların müsebbibi siyasi katillerdi. Onların çabaları o gün nasıl sonuç vermeyerek milli bir devletin kurulmasına gidilirken, işgali kıran milli şuur Azerbaycan halkına hürriyet ve istiklali tattırmayı da bilmiştir.
Milli Azerbaycan Cumhuriyetinin ilkeleri misak-ı millide belirtilirken, üç renkli bayrağı ve orta yerde hilal ve sekiz köşeli yıldızla ebediyen yaşayacak hürriyet ve istiklalin simgesi olmuştur.
Bundan 94 yıl önce, 31 Mart tarihinde vatanları için canlarını veren şehitleri rahmetle anarken Azerbaycan Türklerine bir çığır açan Mehmet Emin RESULZADE ve arkadaşlarını minnet ve şükranla anıyoruz.
Milli şair Tevfik FİKRET emperyalist zulme karşı direniş olan, hak’kı ve milli iradeyi ne güzel anlatmış.
’’ Zulmün topu ve güllesi var, kalesi varsa, hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır. Ey hak yaşa, ey millet Varol.’’